|
Dr. Ahmet KAYACIK
Giriş:
Bu yazının amacı Osmanlı Medreselerinden bahsetmek değildir. Yine bu
medreselerin müfredat programlarından bahsetmek de değildir. Tersine
müfredat programlarında yer alan ve mantık derslerinde okutulan
eserleri temel alarak bazı sonuç ve neticelere ulaşmaya çalışmaktır.
Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü yüzyıllar boyunca eğitim kurumları
olan medreselerin çeşitli devrelerinde mantıkla ilgili bir çok
müellifin eserleri okutulmuştur. İşte bu eserler çalışmamızın odak
noktasıdır. Bu konunun incelenmesinde takip edeceğimiz metot; mantık
ilminin İslam Dünyasındaki tarihi sürecine farklı bir açıdan
değindikten sonra, medreselerde okutulan mantıkla ilgili eserlerin
tesbiti, ardından bu eserlerle ilgili çeşitli bilgilerin sunulması
ve son olarak bu verilerden yola çıkılarak konunun bir
değerlendirilmesidir.
A-Tarihi Süreç İçerisinde İslam Dünyasında Mantık İlmine Farklı Bir
Yaklaşım
Mantık ilmi İslam Alemine geçişi sırasında bazı ilimlerle yakın
temasta olmuştur. Arap-İslam mantığının gelişiminde açık bir hat
belirlemek istediğimiz zaman, tıp ilmiyle başlayan ve Kelam ilmiyle
sona eren hattı yakalayabiliriz. Başka bir açıdan Arap mantığının
tarihi ve gelişimini tek bir cümlede özetleyebiliriz: Mantık tıpla
bitişik olarak başladı ve Kelam ilmiyle bağlantılı olarak sona erdi.
Mantık tıbbî araştırmaların öğretim metodundan ayrılmaz bir unsur
idi. İskenderiye Okulunda Galinos’un tavsiye ettiği aynı metot üzere
mantık başta yer alıyordu. Galinos, kesin bir şekilde tıp
kitaplarının iyi bir şekilde anlaşılması için matematik ve mantık
öğretimini ön şart koşmuştur. Daha sonraları Nesturi Akademilerinin
eğitim programındaki astronomi, tıp ve ilahiyat konularındaki
ihtisas alanlarında mantık hazırlık programında temel konu idi.
Böylelikle mantık öğretimin çeşitli daları arasında ortak köprü
özelliğiyle önemli bir rol oynamıştır.
Bu kültür, temelde Süryanice yoluyla Araplara geçtiğinde, bununla
birlikte bu tıbbî-mantıkî gelenek de geçmiştir. Mantık tıpla
bağlantılı kalmış ve uzun süre doktorların eğitiminde birinci
derecede rol oynamıştır. Bunun böyle olmasının sebebi, tabiplerin
Aristoteles ve mantığın şarihleri olmasında yatar... Mantık
metinlerinin tercümesiyle ve şerh veya tefsirlerini yapan Arap
mantıkçılarına göz attığımız zaman onların büyük bir kısmının tıp
öğreten veya onunla uğraşan kimseler olduğunun görürüz. Razi, İbn
Sina, İbn Meymun, Kindi bunlar arasında yer alır.[1]
Durum Osmanlılarda da benzerlik arz etmektedir. Ancak burada
tıbbî-mantıkî bir gelenekten değil de, mantık tarihindeki daha sonra
meydana gelen gelişmeler müvacehesinde, onun ilimlerin reisi
(ilimlerin başı) telakkisinden hareketle, mantığın bütün ilimler
için bir hazırlık, giriş olmak üzere okutulduğunu görürüz. Nitekim
suhtelerin (öğrencilerin) eğitiminde daha yukarı bir dereceye
geçmeleriyle ilgili olarak şöyle denilir: “Bunlar Haşiye-i Tecrid
medreselerinde mukaddimat-ı ulûm veya mebâni-i ulûm denen sarf,
nahiv, mantık ve adabu’l-bahs gibi muhtasarat dersleri gördükten
sonra müstaidd, yani danışmend olurlardı”.[2] Yine öğrencilerin
Nahiv ilminden sonra mantık ilminden neleri okuduğu hakkında da şu
şöyle denilir: “Nahivden sonra mantık ilminde, medrese öğrencileri
arasında meşhur olan adıyla, İsagoci, Hüsam-ı Kati, Muhyiddin,
Fenari, Şemsiyye, Tehzib, Kutbüddin-i Şirazi, Seyyid, Kara Davud,
Sadüddin (bu kitap mihenk taşıdır; öğrenci bu kitabı okurken
mübahaseye isti’dadının olup olmadığı açığa çıkar) ve Şerh-i Metali
okur”[3] Buradan da anlaşılıyor ki, mantık nahiv ve sarf gibi, temel
bir ders niteliğindedir. Hatta mantık ve nahiv arasında bir benzetme
yapılır ve nahiv ilmine göre dil ve lafızların nisbeti ne ise, akıl
ve makulatın mantık ilmine nisbetinin bu şekilde olduğu söylenir.
Başka bir deyişle, nahiv (gramer) nasıl dilin düzgün ve hatasız
kullanılmasına yardımcı oluyorsa, mantık da aklın düşünce
faaliyetlerinde bir düzenleyicidir.
B - Medreselerin Müfredat Programlarında Yer Alan Mantık Eserleri
Osmanlı Medreseleri hakkında yapılan sınırlı sayıdaki çalışmalar
incelendiğinde görülür ki, bu çalışmalar konuya ya belirli bir
açıdan yaklaşmıştır, ya da belirli bir dönemi ele almıştır.[4] Son
zamanlarda telif edilmiş ve doğrudan bu konuları ele alan bir
çalışma ise, Cevat İZGİ’nin Osmanlı Medreselerinde İlim[5] adlı
eseridir. İzgi, iki ciltlik bu eserinin birinci cildinde medreseler
hakkında çeşitli bilgileri sunduktan sonra, bu yerlerdeki müfredat
programları ve okutulan dersler hakkında birinci el kaynaklardan
aktararak okuyucuya bilgiler verir. Osmanlı döneminde gerek bilim
tarihi ve ilimler sınıflaması türü gerekse biyografik tarzdaki
eserlerden faydalanılarak verilen bilgilerden 15 müfredat programı
çıkarılmıştır.[6].
Osmanlı Medreselerinde yıllarca (aynı zamanda diğer İslam ülkeleri
medreseleri için de geçerlidir) okutulan ve birer el kitabı olan
mantık eserlerinden bahseden başka kaynaklar da mevcuttur.[7] Ancak
bu eserlerde verilen bilgiler isimlerden ibarettir.
Söz konusu müfredat programlarında yer alan mantıkla ilgili eserler
şöyledir:
1- Kevakib-i Seb’a’ya (1155/1741) göre:
Aşağı İktisar: Îsâgôcî (şerh ve haşiyesi)
Yukarı İktisar: Hüsâm-ı Kâtî ve haşiyesi Muhyiddîn risalesi, Fenârî
ve Haşiyesi.
Orta İktisad: Şemsiyye, ta’lik ve şerhleri ile Tehzîb.
Yukarı İktisad: Kutbüddin-i Şirazi (Şemsiyye şerhi), haşiyeleri
Seyyid ve Kara Davud, Sadüddin
İstiska: Şerh-i Metâli [8]
2- İshak b. Hasan et-Tokadi’nin (ö. 1100/1689) Nazmu’l-Ulum’una
göre:
Tehzîbü’l-Mantık ve’l-Kelam [9]
3- Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın (ö. 1154/1780) Terkîb-i Ulûm’una
göre:
Şemsiyye, Kutb, Davud, Seyyid.
Tehzib, Celal, Mir.[10]
4- Nebi Efendi-zâde (ç.1200/1785-6)’ nin İlimlerin Tertibi ile
ilgili bir kasidesine göre:
Îsâgôcî, Kul Ahmed, Fenari, Kara Davud, Seyyid, İmad, Tehzib-i Mîr,
Mirza-cân.[11]
5- Taşkörprülü-zade’nin (ö. 968/1561) Aldığı Derslere Göre:
Îsâgôcî, Hüsâmeddin el-Kâtî şerhi ile, Şerhu’ş-Şemsiyye (Kutbuddin
er-Razi’nin), es-Seyyid haşiyesi ile, Şerhu’l-Metali.[12]
6- XI/XVII. Yüz yılda Yaşayan ve Adı Bilinmeyen bir Alimin Aldığı
Derslere Göre:
Şerh-u Îsâgôcî (Fenari’nin), Kul Ahmed Haşiyesi ile; Şerhu’t-Tehzib,
Şerhu’t-Tehzib li’t-Taftazani (Devvani’nin) Mîr Ebu’l-Feth’in
haşiyesi ile; Şerhu’t-Tasavvurati’ş-Şemsiyye (Kutbeddin e-Şirazi’nin
haşiyeleri ile)[13]
7- Katip Çelebi (ö. 1067/1658)’nin Aldığı Derslere Göre:
Şerh-i Tehzib, şemsiyye, Fenari.[14]
8- Katip Çelebi’nin Verdiği Derslere Göre:
Fenari, Şerh-i Şemsiyye, Cami [15]
9- Şeyhülislam Feyzullah Efendi (ö. 1115/1703)’nin Aldığı Derslere
Göre:
Şerhu Tehzibü’l-Mantık ve haşiyesi.[16]
10- Ziyaüddin Ebu Muhammed Abdullah b. Muhammed el-Ahıskavî (ö.
1218/1803)’nin Aldığı Derslere Göre:
Şerh-u Îsâgôcî li- H. Kâtî ve Fenari ve öbür ünlü haşiyeler;
Şerhu’ş-Şemsiyye (K.Razi)[17]
Bu verilen bilgilerden sonra eserlerle ilgili bazı tasnifler
yapabiliriz. Şöyleki:
A - Müstakil Eserler:
I-Îsâgôcî, yahut er-Risaletü’l-Esiriyye fi’l-Mantık
Yazarının tam adı Esirüddin el-Mufaddal b. Ömer es-Semerkandi
el-Ebheri (1200-1265) olan Îsâgôcî adlı eser, mantığın bütün
konularını kapsamakla birlikte son derece muhtasar bir eser olup
medreselerde mantık alanında okutulan ilk kitap olması bakımından
önemlidir. Îsâgôcî, mantıkçılar nezdinde en çok değer verilen, yine
aynı derecede bir çok mühim şerh ve haşiyelere konu olan başlıca
mantık kitaplarındandır. Batı dünyasında da ilgi duyulmuş, Latince
başta olmak üzere bazı Batı dillerine tercüme edilmiştir. Yazarın
mantık ve felsefe ile ilgili diğer meşhur eseri ise
Hidayetü’l-Hikme’dir. Bu eser klasik İslam Felsefesi problemleri
üzerinde bir çalışma olup mantık, tabiiyyat ve ilahiyyat şeklinde üç
kısma ayrılmıştır. Eserin başta İstanbul olmak üzere dünyanın
çeşitli yerlerinde yazma nüshaları vardır. [18] Bu esere dair yazıda
zikredilen şerhlerin dışındaki bazı önemli şerhlerin bazıları
şunlardır:
1- Taftazani’nin, Şerh-i İsagoci’si (Süleymaniye/Ayasofya: 2536 vr.
128-190)
2- Cürcani’nin, Şerh-i İsagoci’si, (Mîr İsagoci, Mısır 1321, Müeyyed
Matbaası)
3- Ensari’nin, el-Matla fi Şerh-i İsagoci (Mısır 1283, Bulak Seniyye
Matbaası)
II- Şemsiyye, yahut er-Risaletü’ş-Şemsiyye fi Kavaidi’l-Mantıkiyye
XIII. yüz yılda Kazvini (1220/1276 veya 92) tarafından yazılan ve
döneminde büyük şöhrete sahip olan Şemsiyye de muhtasar türde bir
eserdir ve İsagoci gibi, XIX. Yüz yılın başlarına kadar medreselerde
okutulmuştur. Doğuda hayli etkili olan bu eser, çok sayıda şerh ve
şerhlerin şerhine konu olmuştur. Çeşitli şerhlerle birlikte bir çok
baskısı vardır. Yazarın diğer meşhur bir eseri ise Kitabu
Hikmetü’l-Ayn’dır. Tıpkı Hidaye gibi üç bölümden oluşur.[19]
Şemsiyye’nin burada yer almayan bazı şerhleri şunlardır:
1- Şerhu’ş-Şemsiyye, el-Hıllî (1250-1325) [Brockellmann, GAL, I, p.
466 (no.2)]
2- Şerh ala Risaletü’ş-Şemsiyye, Taftazani (ö.1389)
(Süleymaniye/Yazma Bğş: 1797)
3- Şerh ala Risaletü’ş-Şemsiyye, Meybudi (ö.1480)
(Süleymaniye/İ.İ.Hakkı: 1694)
III- Tehzîb, yahut Tehzîbü’l-Mantık ve’l-Kelam
Taftazani’nin 1386’da yazdığı bu eser çok büyük bir şöhrete
sahiptir. Kitabın ilk kısmı mantık ve ikinci kısmı ise Kelamla
ilgilidir. Çok sayıda şerhlere konu olmuş ve bir çok defa da
basılmıştır. (Örnek olarak, Mısır 1912, Mat. Saade) Bu eserin diğer
şerhlerinden birkaç örnek:
1- Kafiyeci, Şerh-u Tehzibü’l-Mantık. [20]
2- Hafid et-Taftazani, Şerh-u Tehzibü’l-Mantık.[21]
VI- (Metâli), yahut Metâliu’l-Envâr
Metaliu’l-Envar fi’l-Mantık. Urmevi (1198-1283)[22]’nin mantıkla
ilgili meşhur eseridir. Bu eserde muhtasarat kategorisinde
incelenir. Ancak daha önceki iki eserden içerik olarak daha
kapsamlıdır. Gerek yazar ve gerekse eserle ilgili çalışmalar mevcut
değildir. Yazar bu eseri üçlü tarzdaki eserler tarzında meydana
getirmek istemiş, mantıkla ilgili kısmı yazdıktan sonra diğer
kısımları zamana bırakmıştır. (Bu eserin yazma bir nüshası
Süleymaniye/Mihri Şah Sultan, 332 no.da mevcuttur.)
V- Velediyye, yahut er-Risaletü’l-Velediyye fi’l-Mantık
Seyyid Şerif Cürcani (1340-1413)’nin mantıkla ilgili diğer bir
eseridir. Ancak diğerleri gibi muhtasar sınıfından değildir. Bu eser
aslında Farsça iken, yazarın oğlu Nureddin Cürcani (1370-1434)
tarafından Arapça’ya çevrilmiştir.[23]
B- Şerhler:
1- Hüsam-ı Kâtî, yahut Kâle-Ekûlu (AI)[24]
2- Fenari, yahut el-Fevaidü’l-Fenariyye (AI)[25]
3- Kutbüddin-i Şirazi, (AII) [26]
4- Şerh-i Metali (Tahtani) (AIV)[27]
5- Celal (Devvani) (AIII)[28]
C- Haşiyeler:
1- Muhyiddin (Talişi), (B1)[29]
2- Kul Ahmed (İbn Hızır), (B2)[30]
3- Seyyid (Ş.Cürcani) (Küçük ya da Küçek) (B3)[31]
4- Kara Davud (B3) Küçük’e haşiye[32]
5- Sadüddin (Taftazani) (B3)[33]
6- Davud (Kara), (B3)[34]
7- Seyyid (Ş.Cürcani), (B4)[35]
8- Îmâd (Farisi) (B3)[36]
9- Mîr (Ebu’l-Feth), (B5)[37]
10- Mirza-cân , (AIII) ve (B7)[38]
Yukarıda sınıflandırışmış olarak verilen bir listenin benzerini
Rescher’in eserinde de bulmak mümkündür. Rescher Metali ve
Şemsiyye’nin şerhleri ve bunların haşiyelerini zikrettikten sonra
mantık öğretimine dahil edilen temel metinlerden bahseder ki, onlar
şöyledir:
1- Kitabu’l-Mucez - Huncî
2- Kitabu’l- Cümel – Huncî
3- Metaliu’l-envar – Urmevî
4- Şemsiyye- Kazvinî
5- Kitabu Hikmetü’l-Ayn – Kazvinî
6- Kitabu’l-İsagoci - Ebherî
7- Kitabu Hidayetü’l-Hikme - Ebherî
Yaklaşık olarak 14. Yüzyıldan sonra 3,4,5 ve 6. kitaplar bu alana
hakim hale gelmiş ve genelde bunlar üzerine yapılmış Tahtani’nin
(Cürcani’nin haşiyeleriyle birlikte), Cürcani’nin ve İbn
Mübarekşah’ın[39] yapmış olduğu herkesçe bilinen şerhlerle
bağlantılı olarak ders verilmiştir. Veyahut ta sırasıyla ya Kâtî’nin
ya da Fenari’nin şerhleriyle birlikte okutulmuştur.[40] Burada
verilen bilgiler ışığında yeni liste oluşur ki, o da bizim daha önce
Müstakil Eserler başlığı altında zikrettiğimiz eserlere hemen hemen
mutabıktır. Ancak burada genel Arap (İslam) mantığının gelişimi
hakkında bilgi verilirken, bizim kullandığımız kaynak ve
konuştuğumuz bölge bunların bir kısmıdır. Sık sık adı geçen
Rescher’in mantık tarihi ile ilgili eserlerinin ikincisi olan The
Development of Arabic Logic adlı eser ana başlıklarıyla mantık
ilminin Arap (İslam) Dünyasındaki gelişimini şöyle özetler:
1- Tercüme Devri, (900’e kadar)
2- Mantığın İlk Çiçek Açışı (Gelişimi), (900-1000)
3- İbn Sina Dönemi, (1000-1100)
4- İbn Rüşd Dönemi, (1100-1200)
5- Medreselerin (Okulların) Çatışması, (1200-1300)
6- Uzlaştırma Dönemi, (1300-1400) ve Öğreticiler Dönemi
(1400-1550)[41]
Bu tasnif içerisine Osmanlıları koymak istediğimiz zaman, ilk
Osmanlı medresesinin 1331’de yaptırıldığı dikkate alınırsa,
Uzlaştırma Döneminin ortalarına rastlamaktadır ki, bu dönemlerde
daha yeni teşkilatlanma başlamaktaydı. Bu takdirde daha çok mantık
öğreticilerinin dönemine katabiliriz. Bu tarihler ve daha sonraki
dönemlerde bilindiği üzere bir çok alanda, bazı orijinal çalışmalar
hariç, şerh, haşiye, şerhlerin şerhi ve haşiyelerin haşiyelerinin
yapıldığı dönemlerdir. Bunun için kütüphanelerdeki eserler ve
bunların yazar ve istinsah tarihine bakmak yeterlidir.
C - Eserlerin Muhtevaları
Eserlerin muhtevası incelenirken okutulan eserlerin hepsi değil de,
müstakil eserlerin içerikleri incelenecektir ve bunlar İsagoci,
Şemsiyye, Tehzib ve Metali’nin içerikleri olacaktır. İsagoci bu
eserler içerisinde hacim olarak en küçüğüdür. Tehzib de hemen hemen
aynı boyuttadır. Daha sonra Şemsiyye ve Metali gelir.
İsagoci’nin İçerik Açısından Ana Hatları:
1- Delalet: Mutabakat, Tazammun ve İltizam
2- Lafızlar (Kavramlar): Müfret ve Mürekkeb (basit be bileşik)
2.1- Müfret, küllî ve cüz’î
2.1.1- Küllî, zati ve arazi (beş tümel konusu)
a- Zati, cins, tür ve ayrım.
b- Arazi, hassa ve araz-ı amm (ilinti)
3- Tanım: Had ve resm.
3.1- had, tam ve eksik
3.2- resm, tam ve eksik
4- Önermeler: Yüklemli, şartlı ve unsurları
4.1- Yüklemli önermenin çeşitleri
4.1.1- Olumlu ve olumsuz önermeler
4.1.2- Mahsûre önermeler
4.2- Şartlı önermeler, bitişik ve ayrık şartlı
4.2.1-Bitişik şartlı, gerekli ve raslantılı
4.2.2- Ayrık şartlı, hakikiyye, maniatü’l-cemi ve maniatü’l-hulû
4.3- Tenakuz (Çelişik önermeler)
4.4- Döndürme
5- Kıyas: Kesin ve seçmeli
5.1- Kesin kıyas, beş bölümü
5.2- Seçmeli kıyas
5.3- Kıyasın şekilleri
6- Burhan, (yakiniyyatın bölümleri), cedel, hitabet, safsata ve
şiir.
Şemsiyye ise ana hat olarak bir giriş, üç makale ve bir sonuçtan
oluşur. Girişte mantığın mahiyeti ve ona duyulan ihtiyacın
belirtilmesinden sonra mantığın konusuna değinilir. Birinci makalede
tanımda dahil olmak üzere lafızlar ve ona müteallik konular
incelenir. Bu bölüm Ebheri’nin eserinde 1,2 ve 3 nolu başlıkları
içerir. İkinci makalede önermeler ve hükümleri ele alınır. Üçüncü
makalede ise kıyas incelenir. Sonuçta ise, ilk olarak kıyasın
maddeleri son olarak ta ilimlerim unsurları adlı bir konuya
değinilir.
Makalelerin ilki olan Müfret kelimelerin incelenmesinde, artı olarak
mütevati, müşekkek, müşterek, müradif (ya da müteradif) ve mübayin
lafızlarını görürüz. Yine bu bölümde külli’nin dış dünyadaki durumu
ve kavramlar arası ilişkiler anlatılır ve gerçek ve izafi türden
bahsedilir.
İkinci makalede, önermenin muhassala ve ma’dule durumu ve özellikle
modal önermelerden bahsedilir. Döndürme konusunda ayrıca ters
döndürme de zikredilir.
Üçüncü makalede kıyasın ekleri başlığı altında bileşik, hulfi
kıyaslara yer verilir ve ardından akıl yürütmenin diğer iki türü
olan Tümevarım ve Analoji’den bahsedilir.
Tehzib’de isim durum ilk bölümleme olarak adsal bir farklılık
gösterir. İlk bölüme direkt olarak Tasavvurat adını vermez ama,
ikinci bölüme Tasdikat diye başlar. Birinci bölümde lafızlar ve
çeşitli konuları ve tanım ele alınır. Bütününde daha kısa anlatımlar
içermekle beraber Şemsiyye’ye benzer. Ancak burada kıyasın ekleri
adı altında incelenen konulardan tümevarım ve analoji hariç
diğerleri yer almaz.
Metali ise içerik açısından aynı konuları kapsamakla beraber
konuların anlatımını daha geniş olarak ele alır. Eserin mantık kısmı
kendi arasında iki bölüme ayrılır. Tasavvurların elde edilmesi ve
Tasdiklerin elde edilmesi. Birinci bölümde iki alt bölüme ayrılır.
İlkinde girişte mantık ve delalet konusuna değinilir. İkincisinde
altı başlık altında külli ve cüz’i konusu incelenir ve tanım bahsi
buraya dahil edilir.
Tasdikat veya bunların elde edilmesi başlığı altında ise üç konuya
değinilir. Birincisi, önermelerin bölümleri ve unsurları. Bu başlık
altında 11 alt başlık yer alır. Burada genel konuların dışında
farklı olarak şu konulara değinir:
1- Yüklemin niceliği (Kazayay-ı münharife)
2- Modal önermelerin daha geniş anlatılması.
3- Şartlı önermelerle ilgii değişik değerlendirmeler.
İkinci bölümde kıyasa yer verilir. Burada farklın olarak Modal
Kıyasları inceler. Üçüncü bölümde kesin şartlı kıyaslar incelenir.
Seçmeli kıyasın ardından ekler bölümünde bileşik kıyaslardan ayrıca
tümevarım ve temsilden söz edilir. Son olarak ta Burhan ve diğerleri
yer alır.
D - DEĞERLENDİRME
1- Osmanlı Devletinin kuruluşu ve medreselerin teşekkülü mantık
tarihi açısından mantıkla ilgili eserlerin artık eski şaşaalı
dönemini yitirdiği bir döneme rastlar. Bu sebeple yüzyıllar boyunca
birkaç tane orijinal çalışmanın dışında hep daha önceki eserler
üzerinde yapılan çalışmalardan ibarettir. Osmanlı’ya gelmeden önce
artık kendisini göstermeye başlamış olan bu devirde oluşan muhtasar
ve eğitim amaçlı eserler Osmanlı medreselerinde de revaç görmüş ve
bu tür eserler medrese talebelerinin vazgeçemediği temel kaynaklar
haline gelmiştir. Ancak bu temel kaynaklar özet tarzında olduğu
için, tekrar bunları açıklayan eserlere ihtiyaç duyulmuştur ki,
bunlar da şerhler ve haşiyeler şeklinde kendisini göstermiştir.
2- Bu çalışmada da verildiği gibi, mantık eğitiminde öğrencilere
okutulan kitaplar, müstakil eserlerden ziyade, daha çok şerh ve
haşiye türündendir. Zaman geçtikçe haşiyelere haşiyeler yazılmış ve
neredeyse asıl eserlere ulaşılamaz olmuştur. Örnek olarak,
Taftazani’nin Tahtani’nin şerhi üzerine olan haşiyesi okutulurken,
Cürcani’nin aynı esere olan haşiyesi onun yerine geçmiştir. Bir
haşiye gitmiş bir haşiye gelmiştir. Şerh değil. Tabi ki, biz burada
geçmişi tenkit etmek istemiyoruz. Burada şerh ve şerhçiliğe değinmek
istiyoruz. Şerh faaliyetleri sadece bu alanda değil, diğer bir çok
alanda da yaygın şekilde mevcuttur. Bu çalışmanın eserler listesinde
A kısmında yer alan eserlere oldukça fazla sayıda şerhler
yapılmıştır. Nitekim, İsagoci ile ilgili olarak İzgi’nin eserinde 30
haşiyesi ile birlikte okutulduğu zikredilir. Bir çoğu sadece
mantıkçı olanlar tarafından yapılan bu şerhlerin yanında,
ansiklopedist yazarların şerhleri de vardır. Birincisine Kâtî ve
Tahtanî’yi, ikincisine de Taftazani ve Cürcani’yi örnek verebiliriz.
“Şerh, şarkiyatçılarının büyük bir bölümünün söylediği gibi her
hangi bir ibareyi inşâî sigalarla veya benzeşen lafızlarla
(paraprhase) ifade etmeye çalışıp, doğrudan çok hata eden, güzel
anlaşılmadan daha çok yanlış anlayan, ayrıştırmadan çok karıştıran
ve açıklık kazandırmadan çok muğlaklaştıran bir ameliye değildir.
Aksine şerh, tarihten bağımsız bir anlamın kazandırılması gayesiyle
metnin yeniden canlandırılması ve özümsenmesidir. Şerh, aklî
faraziyenin, felsefî maksadın, mantıkî ahengin ve mutlak hikmetin
beyanını hedefler. Aynı zamanda şerh, nakıs için bir ikmal, cüz’ün
küll’e bağlanması ve felsefî tasavvura dengenin kazandırılmasıdır...
”[42]
3- Mantığın diğer ilimlerle olan ilişkisi ve onlar arasındaki yeri
açısından Osmanlı Medreselerindeki durum, onun genel kabulü olan ve
diğer ilimler için bir hazırlık devresi ve diğer ilimlere giriş olan
aynı anlayıştır veya bir bakıma bütün medrese eğitiminin hazırlık
derslerindendir. Bu ilimdeki başarısı, onun daha yukarı safhalara
geçişi için bir ölçüdür. Ayrıca mantık dersleri medreselerin
hikmet-i tabiiyye adı altında okutulan felsefe dersleri için
vazgeçilmez bir unsurdur. Bu derslerde okutulan eserler de yine
mantık muhtevasından yoksun değildir, hatta ilk bölümleri mantık
konularını içerir. Mantık ilmi medreselerde mezkur özelliklerini hep
devam ettirmiştir.
KAYNAKÇA
BİNGÖL, Abdülkuddûs, T.D. V.İ.A. Ebheri Maddesi, c.X. İst. 1994
EBHERÎ, Esirüddin Mufaddal b.Ömer, Îsâgocî, İst. 1994.
İZGİ, Cevat, Osmanlı Medreselerinde İlim, Riyazi İlimler-ı, İst.
1997
KAZVÎNÎ, Necmeddin Ali b. Ömer el-Katibî, er-Risaltü’ş-Şemsiyye fi
Kavaidi’l-Mantıkiyye, t.s.
RESCHER, Nicholas, The Development of Arabic Logic, Pittsburg 1964
_________, Tatavvuru’l-Mantıki’l-Arabi (Çev. Muhammed Mehran),
Kahire 1985
TAFTAZANÎ, Sadettin Mesud b. Ömer, Tehzîbü’l-Mantık ve’l-Kelam,
Mısır, 1320.H.
URMEVÎ, Siracüddin Ebu’s-Sena Mahmud b. Ebu Bekir, Metaliu’l-Envâr,
Süleymaniye/ M.Şah Sul. /332
--------------------------------------------------------------------------------
[1] - Mehran, Muhammed, Tatavvuru’l-Mantıki’l-Arabi, Kahire 1985,
s.93-94
[2] - İzgi, Cevat, Osmanlı Medreselerinde İlim, c.I., İstanbul 1997
s. 51
[3] - İzgi, aynı yer.
[4] - Cahit BALTACI’NIN, Osmanlı Medreseleri ve H. ATAY’ın,
Osmanlı’larda Yüksek Din Eğitimi bunlardan bazılarıdır.
[5] - Cevat İZGİ, Osmanlı Medreselerinde İlim II, İz Yayınları
İstanbul 1997
[6] - İzgi, a.g.e., c.I., s. 163-83 Bu cedvellerden birinde
Risalelerin adı verilmezken (11. Cedvel), Cevdet Paşa kimlerden ders
okuduğunu söyleyerek eser adı zikretmez (13. Cedvel), 6. Cedvelde de
Katip Çelebi’nin verdiği dersler içerisinde mantık yer almaz
[7] - Bunlardan bazıları, A.A. ADIVAR’ın Osmanlı Türklerinde İlim ve
Necati ÖNER’in Klasik Mantık adlı eserleridir.
[8] - İzgi, O.M.İ. c. I, s. 164.
[9] - A.g.e., c. I, s. 167
[10] - A.g.e., c. I, s. 168
[11] - A.g.e, c. I., s. 169
[12] - A.g.e, c. I., s. 170
[13] - A.g.e, c. I., s. 171
[14] - A.g.e, c. I., s. 173
[15] - A.g.e, c. I., s. 174
[16] - A.g.e, c. I., s. 174
[17] - A.g.e, c. I., s. 176
[18] - Yazar hakkında çok az bilgiye sahip olunmakla birlikte,
nisbesinde de geçtiği üzere Musul’da 1200 yılında doğmuş, ilk
tahsilini burada yaptıktan sonra Horasan ve Bağdat’a giderek
öğrenimini tamamlar. O dönemin önemli bilgilerinden olan Kemalleddin
b. Yunus’un Talebesi ve İbn Hallikan’ın hocası oldu. Bir süre Musul
sarayında himaye gördü, 625’te (1228) Erbil’e geçerek oraya yerleşti
ve nihayet 1263 veya 1265’te vefat etti. Bkz. Rescher, N. The
Development of Arabic Logic, Pittsburg 1964, s. 196.; Bingöl. A.K.,
T.D.V.İ.A., Ebheri Maddesi,; Kayacık, A. Ebheri’nin İsagoci’sinin
İlk Şerhleri, Kayseri 1996 (Basılmamış Doktora tezi), s. 1
[19]- Rescher, N. The Development of Arabic Logic, s. 203. Asıl adı
Necmeddin Ali b. Ömer el-Kazvini el-Katibi 1220 yılında İran’da
doğdu. Nasreddin Tusi (1201-1274)’nin yakın ve parlak öğrencisi
olarak ondan felsefe ve bilim öğrendi. Kendisini kısmen astronomiye
vermekle beraber, daha çok mantığa yöneldi. Bu alandaki eserleri
büyük şöhrete ulaşmıştır. Bkz. Brockellman, GAL, S I, s. 845;
Rescher, a.g.e., s.203; Zirikli, A’lam, 4/315; Kehhale,
Mu’cemü’l-Müellifin. 7/159.
[20] - Ebu Bekir Abdullah b. Süleyman el-Mahyivi el-Kafiyeci
el-Bergamî (1388-1474) (Rescher, a.g.e., s.228)
[21]- Seyfüddin b. Yahya b. Muhammed b. Sadettin el-Hanefi
et-Taftazani (1450-1510), Sadettin Taftazani’nin torunu. 1510
yılında siyasi bir sebebpten dolayı idam edilidi. (Rescher, a.g.e.,
s. 241)
[22] - Siracüddin Ebu’s-Sena Mahmud b. Ebu Bekir el-Urmevî. 1198
yılında İran’da doğdu. Musul’da felsefe öğrendi. Esas olarak
mantıkçı olmakla beraber, tabiat, ilahiyat ve ahlak konusunda da
eserler verdi. Geç yaşta 1283’te Konya’da vefat etti. Mantıkla
ilgili diğer eserleri ise şunlardır:
1- Şerhu’l-İşarat, İbn Sina’nın İşarat’ına şerh.
2- Şerhu’l-Mucez, Hunci’nin Mucez adlı eserine şerh.
3- Beyanu’l-Hakk, Felsefi bir risale olup, bir kısmında mantığı ele
alır. (Rescher, a.g.e., s. 195)
[23] - Rescher, a.g.e, s. 222, 227.
[24] - Hüsamüddin (Hüsameddin) Hasan el-Kâtî (1290-1359). Hüsam veya
Hüsam-ı Kâtî diye de bilinen ve İsagoci’nin ilk şarihi olan yazar
hakkında çok az bilgiye sahibiz. Eseri kadar kendisi şöhret
bulmamıştır. Onunla ilgili olarak 1359’da vefat eden bir alim
olduğu, mantığa katkısının ise bir mantık öğreticisi olmaktan fazla
bir şey olmadığı şeklinde bilgiler çeşitli eserlerde yer alır. Bu
eser isagoci’nin ilk şerhi olması sebebiyle öneme haizdir.(Bkz.
Rescher, a.g.e., s. 215; Brockellman, GAL I, 464; Kehhale, a.g.e.,
III/272;
Diğer adı Kâle-Ekûlu olan şerhine böyle denmesinin sebebi, eserde
kullanılan bir şerh tekniği sebebiyledir. Çeşitli yerlerde bir çok
yazması bulunan bu eserin bir nüshası da Nuru Osmaniye-4982/6’da yer
almaktadır.
[25]- Şemsüddin Muhammed b. Hamza el-Fenarî (1350-1431) tarafından
telif edilen ve aynı zamanda kendisinin Osmanlı Devleti’nin ilk
Şeyhülislamı olması sebebiyle çok büyük bir şöhrete sahip olan bu
eser, muhtasar türünden olmamakla beraber medreselerde en az onlar
kadar hatta daha fazla rağbet görmüştür. Bu eser aynı zamanda
el-Fevâidü’l-Fenariyye olarak da bilinir. Fenari, Bursa veya
Maveraünnehir’de olduğu konusunda ihtilaf edilen Fenar kasabasında
doğmuş, ilk tahsilini Anadolu’da yapmıştır. Daha sonra tahsilini
Mısırda tamamlayıp döndükten sonra 1424 yılında II. Murad onu
Şeyhülislamlık görevine tayin etmiştir. Çok sayıda eser veren
yazarın bu eserleri görevlerinin çokluğu sebebiyle müsvedde halinde
kalmıştır. 15 Mart 1431’de vefat etmiş ve Bursa’da yaptırdığı
caminin ön tarafına defnedilmiştir.(Bu konuya dair bkz. GAL, I/465,
II/234; I2/609...; Rescher, a.g.e., s. 225-6 ve diğer İslami
Kaynaklar.)
[26] - Kutbeddin Muhammed b. Muhammed er-Razi et-Tahtani
(1290-1365). Yaklaşık 1290 yılında İran’da doğdu. 1362 yılında orada
vefat etti. Kendisi felsefe öğreticisi idi ve eserlerinin geniş bir
çevrede etkisi vardı. Daha sonraları (özellikle Hindistan’da)
şerhlere konu olmuştu. Tahtani’nin mantıkla ilgili eserlerinden biri
Şemsiyye şerhi ki, bu Tahrirü Kavaidi’l-Mantıkiyye fi
Şerhi’ş-Şemsiyye olarak da bilinir. Adından da anlaşılacağı üzere
Kazvini’nin Şemsiyyesi’nin şerhidir. Diğeri de bu çalışmada
şerhlerin dördüncü sırasında yer alan eserdir. Bu da Metali şerhidir
ve Levamiu’l-Esrar fi Şerh-i Metaliu’l-Envar olarak bilinir. Bu iki
eser de çeşitli yerlerde basılmıştır.
[27] - 23. Dipnotta bu konuda bilgi verilmiştir.
[28] -Celaleddin Muhammed b. Esad ed-Devvânî es-Sıddiki (1427-1501)
Ansiklobedist İran’lı bir yazardır. Hayatını asıl olarak fıkıh ve
kelami konulara adamıştı. Eserlerinin büyük bir etkisi olduğu gibi,
aynı zamanda büyük bir şöhrete sahipti. Devvani mantıkla ilgili
olarak sadece şerhlerin şarihidir. Böyle olmakla beraber bir
öğretici olarak önemli bir rol oynamıştır ve Meybudi onun önemli
talebelerindendir. Tehzib’e yazdığı şerhin dışında mantıkla ilgili
eserleri ise şunlardır:
1- el-Mülahazat ve’l-Mugalatat.
2- Şerhu şerhi’ş-Şemsiyye, Cürcani’nin Küçek adlı eserine şerh.
3- Şerhu şerhi’l- Metali’l-Envar, Cürcani’nin Metali şerhine şerh.
(Bkz. Rescher, a.g.e., s. 236)
[29]- Muhyiddin Muhammed b. Musa at-Talişi (1440-1500). Muhtemelen
1480 civarında kendisini göstermiştir. Hakkında az şey bilinir.
Kâtî’nin İsagoci şerhine haşiyesi vardır ve bu eser çok yaygın
olarak bilinir. (Rescher, a.g.e., s. 239)
[30] - Ahmed b. Muhammed b.Hızır (1500-1560), 1540 civarında
kendisini gösteren bir araştırmacı idi. Eseri Kul Ahmed olarak
şöhret bulmuştur. Kavl-i Ahmed olarak da geçer. Fenari’nin
Ebheri’nin isagoci’sine yazdığı şerhe haşiyedir ve çok meşhurdur ve
yaklaşık 1543’te yazılmıştır. Bu eser genelde Fenari’nin şerhinin
devamında yer alır. (Rescher, s.253)
[31] -Ali b. Muhammed el-Cürcani (Seyyid Şerif) (1340-1413)
tarafından kaleme alınan bu eser Haşiye ala Şerhi’ş-Şemsiyye olarak
geçer. “Küçek” (Küçük) adıyla da bilinen bu eser, Kazvini’nin
Şemsiyesi’ne Tahtani’nin yazmış olduğu şerhe haşiyedir. Çok meşhur
olan bu eserin oldukça fazla baskıları vardır. (Rescher, s.222-23)
Ayrıca kütüphanelerde çok sayıda nüshaları vardır.
[32] -Kara Davud el-Kocevi (veya el-İzmiti) (1475-1541). Mantıkta
etkisi olan bir öğretici idi. 1515 yılında parlamış ve 1541’de vefat
etmiştir. Eseri ise yukarıda geçtiği üzere Küçek üzerine yapılmış
haşiyedir. (Rescher, s. 248)
[33] - Sadettin Mesud b. Ömer et-Taftazani (1322-1390)’nin,
Tahtani’nin şerhine haşiyesidir. Bu haşiye ilk başta çok popüler
idi, daha sonra Cürcani’nin haşiyesi onun yerini almıştır. (Rescher,
s. 218)
[34] - Davud ile Kara Davud aynı kişidir ve aynı eserdir.
[35] - Cürcani’nin Tahtani’nin Urmevi’nin Metali adlı eserine
yazdığı şerh üzerine haşiyesidir.
[36] - Îmadüddin b. Muhammed b. Yahya b. Ali el-Farisî (1440-1494)
15. Yüzyılın ortalarında parlayan İranlı bir alimdir. Kısaca İmad,
yahut Farisi de denilir. Eserinin adı “Kara Haşiye” adını taşır. Bu
eser de yine, Cürcani’nin Küçek adlı eserine yazılan bir
eserdir.(Rescher, s. 237)
[37] - Mîr Ebu’l-Feth Muhammed b.Mahdum es-Saidi el-Huseyni
(1475-1543). 1543 yılında vefat eden İran’lı bir alimdir. Kendisini
felsefe ve kelama vermiştir. Eseri yukarıda da geçtiği üzere
Devvani’nin Tehzib şerhi üzerine haşiyedir. Ayrıca Küçek üzerine bir
haşiyesi de vardır. (Rescher, s. 248-49)
[38] - Habibullah Mirzacan es-Seyyid eş-Şirazi el-Bagındi el-Muhakik
(1470-1530) Devvani’nin öğrencisi idi. (Brockellman onun vefat
tarihinin 1586 olduğunu söyler. Ancak Devvani’nin 1501 yılında vefat
ettiği bilindiğinden dolayı, onun öğrencisinin bu kadar geç bir
tarihte yaşaması neredeyse zordur.) Mantıkla ilgili eserleri
Taftazani’nin Tehzib’ine haşiye ve Cürcani’nin Tahtani’nin Metali
şerhine yazmış olduğu haşiyesine haşiyedir. (Rescher, s. 245-46)
[39] - Şemseddin Mirek Muhammed Ali b. Mübaraekşah el-Buhari
(1340-1400) Hikmetü’l-Ayn ve Hidayetü’l-Hikme’ye şerhleri var.
[40] - Rescher, The Development of Arabic Logic, s. 74-75.
[41] - Rescher, a.g.e, Bu başlıklar eserin bölümlerini oluşturur.
[42]- Hanefi, Hasan, İslami Araştırmalar, (Çev. İbrahim Aydın, Ali
Durusoy), İst. 1994, s. 19-20 |