|
Muslihiddin Mustafa Efendi hakkında Ayvansarâyî Hadîka’sında,
Hüseyin Vassâf da Sefîne’sinde bilgi vermektedirler. Fakat memleketi
ve hayâtının safhalarına değinmeden Emir Buhârî’nin torunu ile
evlendiğini, onun Ayvansaray’da kurduğu ikinci tekke olan Emir
Buhârî Tekkesi’ni, mülk olduğundan dolayı veresesine kaldığı için
yeni vakıflar tanzîm ederek işlevini genişlettiğini ve şeyhliğini de
üstlendiğini kaydederler.[1]
Mezkûr tekke, Atik Mustafa Paşa Mahallesi Dervişzâde Caddesi ile
Ahmed Rıfâî Sokağı’nın birleştiği köşede bulunmaktaydı. Harem kısmı
ortadan kalkmış olan yapının mescid-tevhidhâne ve hazîre kısmı ise
bugün harap vaziyettedir.[2]
Mustafa Efendi, ömrünün sonuna kadar bu tekkede irşâd hizmetlerini
yürüterek, 1068/1658 senesinde vefat etmiş ve tekkenin mihrâbı önüne
defnedilmiştir. Vefatına “Rızâu’llâh” ifâdesi târih
düşürülmüştür.[3]
Vefatıyla boşalan Emir Buhârî Tekkesi şeyhliğini Mustafa Efendi’nin
halîfesi Hüseyin Efendi üstlenmiştir. Bu zât Enderûn-u
Hümâyûndandır. Önce Kiler Kethüdâsı, 1084/1673’de de Kapıcıbaşı
olmuş, aynı zamanda tekkenin şeyhliğini de yürütmüştür. 1086/1675
senesinde vefat ederek, Ayvansarâyî’ye göre Tokmak Tepe kenarında
yol üstüne defnedilmiştir.[4]
Ayvansaray Emir Buhârî Tekkesi’ne Hüseyin Efendi’den sonra Yusuf
Efendi (v. 1100/1689), ondan sonra da Yusuf Efendi’nin dâmâdı ve
halîfesi Osman Efendi (1137/1725) şeyh olmuşlardır.[5]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, s. 45-46; Hüseyin Vassâf, Sefîne, c.
II, s. 33.
[2] Bk. Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, ss. 45-46; Âsitâne Tekkeleri, s.
6; Çetin, “Tekkeler”, s. 585; Koçu, İst.A., c. VIII, s. 4481; Fâtih
Câmileri, s. 276; Thıerry Zarcone, “Emir Buharî Tekkesi”, DBİA, c.
III, s. 165; Özdamar, Dergâhlar, s. 109; Tanman, “Emir Buhârî
Tekkesi”, DİA, c. XI, s. 127; Telci, “İstanbul Tekkeleri”, s. 202.
[3] Ayvansarâyî, a.g.e., s. 46; Hüseyin Vassâf, a.g.e., c. II, aynı
yer.
[4] Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, aynı yer; Hüseyin Vassâf, a.g.e., c.
II, s. 34.
[5] Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, aynı yer; Hüseyin Vassâf, a.g.e., c.
II, aynı yer; Tabibzâde, a.g.e., s. 64. |