|
Hekim Çelebi Tekkesi İstanbul’un önemli Nakşibendî merkezlerinden
birisidir. Bu yapı Emir Buhârî’nin halîfelerinden Hekim Çelebi diye
bilinen İzmitli Mehmed Efendi adına hocası bulunduğu Rüstem Paşa
tarafından Koska semtinde bulunan fildamı yıktırılarak
yaptırılmıştır. Bu yüzden Fildamı Zâviyesi de denilmiştir.[1]
XVII. yüzyılda bu Tekke’de postnişîn olan şeyhler sırasıyla; Tire
Müftüsü Ahmed Efendi (v. 1024/1615), oğlu İbrahim Efendi (v. ?),
Bosnalı Osman Efendi (v. 1074/1663-64), Muabbir Hasan Efendi (v.
1102/1691) ve Mustafa Efendi (v. 1120/1708)’dir.[2]
Tireli Ahmed Efendi
Ahmed Efendi Aydın vilâyetinin Tire kazasındandır. Şer’î ilimleri
tahsil ettikten sonra Sultan II. Selim’in hocası Atâullah Efendi’den
mülâzım olmuştur. 1000/1592 senesi civârında ellili medrese
müderrisliği ile Aydın Yenişehir Müftülüğüne getirilmiştir. Bu arada
bâzı Nakşî meşâyihı ile görüşerek tarîkata meyletmiş, resmî
görevlerini bırakarak İstanbul’a gelmiştir.[3] Burada Hekim Çelebi
Tekkesi şeyhi İlâhîzâde Yakub Efendi’ye intisâb ederek hilâfete nâil
olmuştur.[4]
Şeyhi’nin vefatından sonra Hekim Çelebi Tekkesi postnişînliğini
üstlenerek Nakşibendî Tarîkatı’nı neşretmeye başlamıştır. 1030/1621
senesinde Sultan Osman’ın Leh (Hotin) Seferi’ne Şeyhulislâm Es’ad
Efendi de berâberinde katıldığı için, Ahmed Efendi Şeyhulislâm
Vekilliği’ni, o, seferden dönünceye kadar yürütmüştür.[5]
Ömrünün sonuna kadar Hekim Çelebi Tekkesi’ndeki vazîfesini yürüten
Ahmed Efendi 1034/1625 senesinde vefat ederek,[6] cenâze namâzı
Şeyhulislâm Es’ad Efendi tarafından kıldırılmıştır.[7]
Kendisinden sonra tekkenin şeyhliğini, Mehmed Şeyhî’nin Vakâyiü’l-Fudalâ’sına
göre halîfesi Bosnalı Osman Efendi,[8] Ayvansarâyî’nin Hadîka’sı ve
Tabibzâde’nin Meşâyih’ına göre ise oğlu İbrahim Efendi
üstlenmiştir.[9]
Tireli Ahmed Efendi’nin kardeşi Ömer Bâkî Efendi de onun pîrdaşıdır.
Tire’de doğup şer’i ilimleri[10] birâderi Ahmed Efendi’den tahsil
ettikten[11] sonra İstanbul’a gelerek İlâhîzâde Yakub Efendi’den
tekmîl-i tarîkat etmiştir.[12] Bir ara hilâfetle Bursa’ya
gönderilmiş,[13] daha sonra İstanbul’a dönüp Eyüb’e yerleşerek, Eyüb
Câmii’nde vâiz, muhaddis ve müfessir olarak görev yapmıştır.[14] Bu
hal üzere devam ederken 1020/1611 senesinde vefat etmiştir.[15]
Cenâze namazı Eyüb Sultan Câmii’nde Şeyhulislâm Hocazâde Mehmed
Çelebi (v. 1024/1615) tarafından kıldırılmış[16] ve mezkûr Câmi’in
mihrâbı önünde defnedilmiştir. “Bâkî” mahlasıyla naat ve ilâhîler
yazdığı bildirilmektedir.[17]
Ömer Bâkî Efendi’nin Nasrullah isminde bir oğlu vardır. Bu zât
babası vefat ettikten sonra onun makâmına geçerek Eyüb Câmii’nde
kırk yedi sene vâizlik yapmıştır. 1176/1754 senesinde vefat ederek,
Eyüb Câmiinin mihrâbı hizâsına babası yanına defnedilmiştir.[18]
Bosnalı Osman Efendi
Osman Efendi, Bosna’da doğup şer’î ilimleri tahsil ettikten sonra
İstanbul’a gelerek Hekim Çelebi şeyhi Tireli Ahmed Efendi’ye
intisabla tekmîl-i tarîk etmiştir. 1031/1622 senesinde Şehzâde İmâmı
Şeyh Mustafa Efendi yerine Sultan Mehmed Câmii vâizliğine,
1034/1625’de Şeyhi Ahmed Efendi’nin vefatıyla boşalan tekkenin
şeyhliğine getirilmiştir. Aynı zamanda silsile-i meşâyih-ı selâtîne
dâhil olarak 1045/1635-36 senesinde Şeyh İsmail Efendi yerine Sultan
Beyazıt Câmii, 1052/1642’de Evliyâzâde Şeyh Mustafa Efendi yerine
Süleymâniye Câmii, 1061/1651 senesi Safer’inde Abdülehad Nûrî Efendi
yerine Ayasofya Câmii kürsî şeyhliklerine getirilmiştir.[19]
Bu faaliyetlerini sürdürmekte iken, 1074/1663-64 senesi Şevvâl’inde
vefat ederek[20] Silivri Kapısı dışına defnedilmiştir. Muhammed
Nazmî Efendi vefatına “Osman Efendi ede me’vâ-yı mesken ve câ”
ifâdesini târih düşürmüştür. Kendisinden sonra boşalan vâizlikler
Erdebilîzâde Şeyh Ahmed Efendi’ye tevcîh edilmiştir.[21] Tekkesi’nin
şeyhliğini de Osman Efendi’nin halîfesi Kayserili Muabbir Hasan
Efendi üstlenmiştir.[22]
Abdüssamed isminde bir oğlu olduğunu Mehmed Şeyhî’den
öğreniyoruz.[23]
Muabbir Hasan Efendi
Hasan Efendi Saraybosna’nın Mostar kazâsındandır. Babası Ömer, Alay
Beyleri’ndendir. Memleketinde ilk ilimleri tahsil ettikten sonra
İstanbul’a gelerek Fâtih Medresesi’nde ileri ilimleri okumuştur.
Bilâhare Bosnalı Osman Efendi’ye intisâb ederek yirmi sene hizmet
ettikten sonra hilâfete nâil olmuştur. Şeyhi’nin vefat etmesiyle
tekkenin postnişînliği, şeyhzâdesi Abdüssamed Efendi üzerinde olduğu
halde bu zâtın kendi isteğiyle ferâgat etmesiyle Hasan Efendi
üstlenmiştir. Bununla birlikte Şeyh Vefâ Câmii vâizliğine de
getirilen Hasan Efendi, 1091/1680 senesinde hacca gitmiştir. Şeyhlik
ve vâizlik görevlerini devam ettirmekte iken 1098/1687 senesi
Receb’inde vefat etmiştir.[24] Cenâzesi Üsküdar Mihrimah Sultan
Câmii’nde Şeyhulislâm Mevlânâ Mehmed Efendi tarafından
kıldırılarak,[25] Üsküdar Öküz Limanı isimli mahalle defnedilmiştir.
Himmet Efendizâde Abdullah Efendi bu güne, “Muabbir geldi geçdi düş
gibi bu habsden eyvâh” mısrâını târih düşürmüştür. Rüya tabir ve
tevilinde hayli maharetli olduğu için “muabbir” diye meşhur
olmuştur.[26]
Kendisinden boşalan Hekim Çelebi Tekkesi şeyhliğini Esîrî Dâmâdı
Mustafa Efendi (v. 1120/1708) üstlenmiştir.[27]
Mahmud Efendi
Mahmud Efendi Karadeniz’de Balçık isimli bir kasabada, 1000/1592’de
doğmuştur. Memleketinde ilk ilimleri tahsil ettikten sonra ileri
derecedeki ilimlerin tahsil ve tekmîli için İstanbul’a gelmiştir.
Burada Hekim Çelebi Tekkesi şeyhi Tireli Ahmed Efendi’ye intisabla
tekmîl-i tarîkat ederken bir taraftan da Müderris Receb Efendi’ye
talebelik yapmıştır. Tahsîlini ikmâl ettikten sonra da ondan mülâzım
ve kadılık mesleğine dâhil olmuştur. Daha sonra kadılığı bırakarak
Hacı Oğlu Pazarı şeyhi Mehmed Efendi’nin vefat etmesiyle boşalan
tekkenin şeyhliğini üstlenmiştir. Bu görevi devam ettirmekte iken,
daha önce hocası olan Bolulu Mustafa Efendi’nin müftülüğe
yükselmesiyle boşalan mezkûr kasabadaki Eski Câmi Medresesi
Hâricliğini de üstlenmiştir. Her iki vazîfeyi de sürdürmekte iken
1085/1674 senesinde vefat etmiştir.[28]
Seyyid Yakub Efendi
Seyyid Yakub Efendi Kayserili’dir. İstanbul’a gelip Hekim Çelebi
Tekkesi’nde kalmış, tekkenin şeyhi olan Ahmed Efendi’den zâhirî ve
bâtınî ilimleri tahsil etmiştir. Hilâfete nâil olduktan sonra Eğri
Kapı dışındaki tekkeye postnişîn ve Halilpaşa Câmii’ne de vâiz
olmuştur. 1065/1655 senesi Şabân’ında Üstüvânî Mehmed Efendi yerine
Sultan Selim Câmii, 1074/1663-64 Şevvâl’inde A’mâ Mehmed Efendi
yerine Beyazıt Câmii vâizliği ihsan olunmuş, 1079/1668 Safer’inde de
vefat etmiştir. Yerine Esîrî Ali Efendi getirilmiştir.[29]
Uşşâkîzâde ve Mehmed Şeyhî, mezkûr zâtın, Eğri Kapı dışındaki
tekkeye şeyh olduğunu kaydetmektedir. Gerek Ayvansarâyî ve gerekse
Tabibzâde tekkenin silsilesinde göstermese de bahsedilen bu tekkenin
Edirnekapı Emir Buhârî Tekkesi olduğu kanaatindeyiz. Zîrâ bu tekkeye
dokuzuncu sırada şeyh olan Mehmed Emin Efendi, şeyhliği 1086/1675
senesinde kendi isteğiyle bırakmıştır. Ondan önce tekkede beş, altı,
yedi ve sekizinci sırada postnişîn olanların ise isimleri verilmekle
beraber vefat târihleri boş bırakılmıştır.[30] Buradan bir
belirsizlik olduğu anlaşılmaktadır. Böyle olunca Uşşâkîzâde döneme
yakın isimlerden olduğundan dolayı bu kaydı koyduğuna göre, Mehmed
Emin Efendi’den önce tekkenin şeyhliğine Yakub Efendi getirilmiş,
onun 1079/1668’de vefatının ardından da Mehmed Emin Efendi bu görevi
üstlenmiş olduğunu söyleyebiliriz.
Mecâlis ve Va’ziyye isimli eserleri vardır.[31]
Mustafa Efendi (Esîrî
Dâmâdı)
Mustafa Efendi, Muabbir Hasan Efendi’den sonra Hekim Çelebi Tekkesi
şeyhi olan zâttır. Menteşe Sancağı’na bağlı Sobica köyünden Şeyh
İbrahim Efendi’nin oğludur. 1053/1643 senesinde doğmuştur. Şer’î
ilimlerin tahsîline önce babasından başlamış, sonra da İzmir Müftüsü
İbrahim Efendi’den tekmîl etmiştir. Bilâhare İstanbul’a gelerek
dönemin önde gelen alimlerinin ders halkalarına katılıp İmâm-ı
Sultânî Mehmed Efendi’den mülâzim olmuştur. Kırklı medrese
müderrisliğine başlamış, buradan azledildikten sonra da Nakşibendî
Meşâyihından Şeyh Murad Efendi’ye intisâb ederek tekmîl-i tarîkat
etmiştir. Bu sıralarda Ayasofya Câmii Kürsî Şeyhi olan Esîrî Ali
Efendi’nin kızı ile evlenmiştir.
Bir ara Hoca Paşa Câmii’nde isteyenlere ilim tedrîsinde bulunmuş,
1101/1690 Receb’inde Hacı Evhad Tekkesi Şeyhi Hüseyin Efendi yerine
Fatih Sultan Mehmed Câmii, 1103/1692’de Beyazıt Câmii,
1105/1693-94’de Süleymâniye Câmii, 1106/1694-95 Rebîülâhiri’nde ise
Bülbülcüzâde Abdülkerim Efendi yerine Ayasofya Câmii vâizliğine
getirilmiştir. Bu dönemde “Reîsülmüfessirîn ve Tâcülmuhaddisîn”
olmuştur. Aynı yılın Zilkâde ayında Sultan II. Mustafa ile Nemçe
Seferine[32] Rikâb-ı Hümâyûn Şeyhi olarak katılmıştır. Zaferle
neticelenen bu seferden döndükten sonra, 1111/1699 senesinde[33]
Hekim Çelebi Tekkesi şeyhliği tevcîh edilmiştir. Bu vazîfeyi
sürdürmekte iken 13 Cemâziyelevvel 1120/1 Ağustos 1708 târihinde
vefat ederek Topkapı dışında Kadızâde Mehmed Efendi civârına
defnedilmiştir. Yerine Ayasofya Vâizi olarak Şeyh Süleyman Efendi,
tekkeye şeyh olarak da Emir Buhârî Tekkesi şeyhi Fazlullah Efendi
getirilmiştir.[34]
Esîrî Ali Efendi’nin dâmâdı olduğu için Esîrî Dâmâdı diye meşhur
olan Mustafa Efendi, Arapça ve sâir İslâmî ilimlerde döneminin ileri
gelenlerindendir. Şeyhulislâm Debbağzâde Mehmed Efendi, Ebûsaîdzâde
Feyzullah Efendi, Başmakçızâde Seyyid Ali Efendi ve Sâdık Mehmed
Efendi dönemlerinde, Beyazıt Medresesi’nde, bu şeyhulislâmların ders
vekili olarak görev yapmıştır.[35]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Bilgi için bk. Ayvansarâyî, Hadîka, c. I, s. 90; Özdamar,
Dergâhlar, s. 74; Öngeren, a.g.t., s. 104.
[2] Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, s. 90; Tabibzâde, a.g.e., ss. 62-63.
[3] Atâyî, a.g.e., s. 759.
[4] Müstakimzâde, Meşâyihnâme-i İslâm, vr. 8a.
[5] Atâyî, a.g.e., aynı yer. Ayrıca bk. Süreyya, Sicill-i Osmânî, c.
I, s. 211.
[6] Atâyî, a.g.e., aynı yer; Şeyhî, Vakâyiü’l-Fudalâ, c. I, s. 560;
Müstakimzâde, a.g.e., aynı yer; Süreyya, a.g.e., c. I, aynı yer.
Ayvansarâyî (Hadîka, c. I, s. 90) ve Tabibzâde Zâkir Şükrü (Meşâyih,
s. 62) vefat târihini 1024/1615 olarak vermektedir.
[7] Müstakimzâde, Meşâyihnâme-i İslâm, aynı yer.
[8] Şeyhî, a.g.e., s. 560.
[9] Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, aynı yer; Tabibzâde, a.g.e., aynı
yer.
[10] Atâyî, a.ge., s. 601.
[11] Tevfik Tezkiresi, vr. 55a.
[12] A.g.e., aynı yer; Müstakimzâde, a.g.e., vr. 7b.
[13] Müstakimzâde, a.g.e., aynı yer.
[14] Atâyî, a.g.e., aynı yer.
[15] Atâyî, a.g.e., aynı yer; Tevfik Tezkiresi, aynı yer;
Müstakimzâde, a.g.e., aynı yer.
[16] Müstakimzâde, a.g.e., aynı yer.
[17] Tevfik Tezkiresi, aynı yer.
[18] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 555.
[19] Uşşâkîzâde, Zeyl, s. 551; Şeyhî, a.g.e., s. 560. Ayrıca bk.
Müstakimzâde, Ayasofya-i Kebîr’e Şeyh Olanlar, vr. 13b; Süreyya,
a.g.e., c. III, s. 419.
[20] Gös.yerler.
[21] Şeyhî, a.g.e., aynı yer.
[22] Ayvansarâyî, Hadîka, c. I, s. 90; Tabibzâde, a.g.e., s. 63.
[23] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 582.
[24] Uşşâkîzâde, Zeyl, ss. 570-71; Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 582-83.
Vefat târihini Müstakimzâde de 1098/1687 olarak verirken (Meşâyihnâme-i
İslâm, vr. 8a), Ayvansarâyî (Hadîka, c. I, s. 90) ve Tabibzâde (Meşâyih,
s. 63) ise 1102/1691 olarak vermektedirler.
[25] Müstakimzâde, a.g.e., vr. 8a.
[26] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 583.
[27] Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, s. 90; Tabibzâde, a.g.e., s. 63.
[28] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 570.
[29] Uşşâkîzâde, Zeyl, s. 445; Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 566.
[30] Uşşâkîzâde, a.g.e., aynı yer; Şeyhî, a.g.e., c. I, aynı yer;
Ayvansarâyî, a.g.e., c. I, s. 297; Tabibzâde, a.g.e., s. 54.
[31] Gös.yer.
[32] Bu seferler için bk. Uzurçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. III, 1.
Kısım, ss. 556-61.
[33] Muabbir Hasan Efendi, 1098/1687 senesinde vefat etmiştir.
Mustafa Efendi’nin mezkûr tekkede göreve başlaması 1111/1699’da vâki
olduğuna göre bu arada tekkede bir başkası postnişîn olmalıdır.
[34] Şeyhî, a.g.e., c. II, s. 416-17.
[35] Şeyhî, a.g.e., c. II, s. 417.
|