|
Payzen, ihtifalci M. Ziya Bey'in ifadesine göre, eski gemilerde kürek çeken
zintire vurulmuş esir forsalara verilen bir addır. Osmanhca bir sözlükte ise bu
terimin hapsedilmiş, ayağına pranga vurulmuş; uşak, köle; esir; suçlu
anlamlarına geldiği belirtilmiştir. Böylece Yusuf Paşa'nın gençliğinde herhalde
deniz savaşlarının birinde hıristiyanlara esir düştüğü ve bir süre onların
gemilerinde zintire vurulmuş olarak kürek çektiği tahmin edilebilir.
Istanbul'un Osmanlı devri boyunca sık sık tekrarlanan büyük yangınları ile her
150 sene aralıklarla şehirde büyük ölçüde yıkımlara yol açan depremler ve 19.
yüzyılın ortalarından itibaren bu afetlerden geri kalmayacak surette zararlar
veren imar çalışmaları pek çok tarihı eserin, bir daha yerlerine konulamayacak
surette yok olmalarına yol açmıştır. Halbuki istanbul'un tarihı geçmişine özen
gösterilmiş olsa, bu tarihı kalıntılardan büyük bir kısmı korunabilir veyahut
restorasyonları yapılarak yaşatılabilir veya yerinden sökülerek başka bir yerde
tekrar kurulabilirdi. Bozdoğan Kemerinin yakınında bulunan Payzen Yusuf Paşa
Türbesi de böylece yok olup kaybolan tarihı eserlerden biridir. Payzen,
ihtifalci M. Ziya Bey'in ifadesine göre, eski gemilerde kürek çeken zincire
vurulmuş esir forsalara verilen bir addır. Osmanlıca bir sözlükte ise bu terimin
hapsedilmiş, ayağına pranga vurulmuş; uşak, köle; esir; suçlu anlamlarına
geldiği belirtilmiştir. Böylece Yusuf Paşa'nın gençliğinde herhalde deniz
savaşlarının birinde hıristiyanlara esir düştüğü ve bir süre onların gemilerinde
zincire vurulmuş olarak kürek çektiği tahmin edilebilir.
Sicill-i Osmanıde Mehmed Süreyya Bey, Yusuf Paşa'nın kısaca hayat hikayesini
şöylece özetler: "Frenk asıllıdır. Enderun'dan yetişerek 990'da (1582) Yeniçeri
Ağası ve 993'de (1585) Temeşvar ve 995'te (1587) Budin Valisi olup azilden sonra
Zilkade 998'de (Eylül 1590) Kırkçeşme'de bulunan konağında bazıhademesi elinde
şehid oldu. Adamlarını çok fazla azarlar ve çok sertti. Camii vardır".
Bu satırlardan anlaşıldığına göre, Sultan III. Murad (1574-1595) ile iii.
Mehmed'in (1595-1603) saltanatları sırasında büyük makamlarda bulunan Yusuf
Paşa'nın konağı Kırkçeşme'de, yani bugün Atatürk bulvarının geçtiği yerde
Gazanfer Ağa Medresesi ile Fatih Reşat Nuri tiyatrosu arasında bir yerde
bulunuyordu. Çok sert davrandığı köleleri tarafından konağında öldürülerek aynı
yerdeki türbesine gömülmüştür. M. Süreyya Yusuf Paşa'nın konağı Kırkçeşme'de,
yani bugün Atatürk bulvarının geçtiği yerde Gazanfer Ağa Medresesi ile Fatih
Reşat Nuri tiyatrosu arasında bir yerde bulunuyordu. Çok sert davrandığı
köleleri tarafından konağında öldürülerek aynı yerdeki türbesine gömülmüştür.
Bey, Yusuf Paşa'nın bir de mescid yaptırdığından bahseder. Bu hususta kısa bir
bilgi Ayvansarayı Hüseyin Efendi'nin Hadfkatü'I-Cevami adlı, camiiere dair
kitabında bulunmaktadır. Mahallesi olmadığı mescidinin Sarachanebaşı'nda
olduğunu bildirir. Paşanın türbesinin ise Revanı Çelebi Camiinin komşusu
olduğuna da işaret eder.
Bu satırlardan da anlaşıldığı üzere, konağının yakınında bulunan mescidin
mahallesi olmadığına göre, fazla önemli bir yapı değildi. Büyük yangında
yanmasına rağmen duvarları ve minaresi ile duruyordu. Ziya Bey'in tarifine göre,
Yusuf Paşa'nın mescidi Bozdoğan Kemerinin Marmara tarafında Fatih
Kaymakamlığının komşusu kimyahanenin yerinde olup büyük yangından sonra ortadan
kalkmıştır. Türbe ise 1894 depreminde kısmen yıkılmış ve çevre halkı tarafından
Viran Türbe olarak adlandırılarak burada mum Konağının yakınında bulunan
mescidin mahallesi olmadığına göre, fazla önemli bir yapı değildi. Büyük
yangında yanmasına rağmen duvarları ve minaresi ile duruyordu. Ziya Bey'in
tarifine göre, Yusuf Paşa'nın mescidi Bozdoğan Kemerinin Marmara tarafında Fatih
Kaymakamlığının komşusu kimyahanenin yerinde olup büyük yangından sonra ortadan
kalkmıştır, yakılır olmuştur. Yeri bile tespit edilemeyen Payzen Yusuf Paşa'nın
türbesi eski bir fotoğrafından anlaşıldığına göre kare planlı, tamamen kesme
taştan bir yapı idi. Cephelerde Türk kemerleri ile dışarı açılan bir ufak mezar
binası idi. Bulvarın yangından sonra H. Prost'un planına göre yeniden
düzenlenmesi sırasında, türbe yeni yol üzerinde kaldığından Şehremaneti (Belediye)
tarafından yıktırılması kararlaştırıldığında, Ziya Bey kabri açtırmış ve oldukça
derinde Paşa'nın kısmen çürümemiş durumdaki tabutunu bulmuştur. Fakat hayretle
ileri sürdüğüne göre, kabrin içinde hiçbir kemik görülememiştir. Bu bakımdan
cesedin ne olduğu pek anlaşılamamıştır. Ziya Bey, elde edebildiği kalıntıları
türbenin yakınındaki Revanı Çelebi Caminin hazıresine gömdürmüş ise de, bulvar
1940'Iarda yeniden düzenIenirken bu cami ve hazıre de ortadan kaldırılmıştır.
Bu makale, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Bülteni, Yıl: 10, Sayı: 168,
Mayıs 2003’den iktibas edilmiştir.
|