İstanbul Şehitlikleri


                                   Erman GÜVEN*

İslam Dini'nin peygamberlikten sonra insanlara verdiği en büyük mertebe Şehitlik'tir. Şehid denildiğinde; Allah yolunda canını feda eden, dinini, vatanını, bayrağını, namusunu müdafaa ederken ölen, haksız yere öldürülen anlaşılır. Şehid'in sözlük anlamı ise; şehid olan, şehid edilen, gören, görülen demektir. Allah C.C.'ın Esmaü'l-Hüsna adı verilen 99 İsm-i Şerifinden birisi de eş-Şehid'dir. Bu kelimeden ise; Allah CC.'ın her zaman her yerde hazır ve nazır olması anlaşılır.1 Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler incelendiğinde şehitlerin ölürken, rahmet meleklerinin yanlarında hazır olduğunu, cennetle müjdelendiklerini, Allah katında şehitlerindiri olarak rızıklandırıldığını, yani şehitlerin ölü değil diri sayılmaları gerektiğini, şehitlerin kul borçlarından başka bütün günahlarının affolunduğunu, şehitlerin ailesinden 70 kişiye şefaat edeceklerini ve bunun gibi pek çok müjdelerle övüldüklerini görmekteyiz2.

İstanbul'un, fetihden önce İslam orduları tarafından çeşitli zamanlardaki muhasaraları sırasında Bizanslıların bugünkü ismi ile Eğrikapı, Ayvansaray, Sümbül Efendi, Aya Kapı gibi mahallelerinde Müslümanlara yerleşim izni verdiklerini, ancak daha sonra buradaki müslüman halkı birkaç kez de katlederek şehid ettiklerini ve bu şehitlerin daha sonra ya şehid oldukları yerin yanındaki müsait yerlere, ya da Sütlüce-Kulaksız Mezarlığı'na topluca defnedildiğini Evliya Çelebi ve diğer tarihçilerden öğrenmekteyiz. Necdet İşli ''İstanbul' da Sahabe Kabir ve Makamları'' adlı eserinde İstanbul'daki sahabe kabirlerinin bazılarının Makam sayılması gerektiği, bazılarının da Tabiinden zatlara ait olduğunu, Eyyub Sultan'ın kabrinin ise bizzat Eyyub Sultan'a ait olduğunu bildirmektedir.

Allah yolunda, vatanını korumak için canını bu uğurda veren insanların, yani şehitlerimizin ahiret alemindeki mertebelerinin en yüksek seviyede olduğunu bilen ecdadımız şehitlerimizin kabirleri için Şehitlik denilen özel mezarlık alanları oluşturmuşlardır, İstanbul' da bulunan tarihi mezarlıklarda da şehitler için ayrılmış Özel bölümlere rastlamaktayız. Şehitlerin topluca bulundukları yere Meşhed adı da verilmektedir, Sultan ll. Abdülhamid devrinden sonra şehitliklere ayrı bir önem verildiğini ve buralara anıtların dikildiğini görmekteyiz.

Yeri kesin olarak bilinen en eski şehitlik, Rumeli Hisarı üstünde yer alan tepedeki mezarlıktır. Hisarın inşasına engel olmak isteyen Bizans'lılarla yapılan savaşta şehid düşenler buraya gömülmüştür. A. Süheyl Ünver, 1922 yılında bu şehitliğin yerini belirleyen taş kitabeyi gördüğünü söyler3. Bir adı da Şüheda Kuyusu olan bu şehitlikte yatan ve isimleri; Mahmud Çelebi, Mes'ud Bey, Akşemseddin Hazretlerinin arkadaşlarından Şeyh Bedreddin olan bu şehitlerin kabir taşlarının hepsinin 1971 yılında yok olduklarını Ekrem Hakkı Ayverdi bildirmektcdir4.

Şüphesiz ki, İstanbul'un en büyük tarihi şehitliği Edirnekapı Şehitliği'dir. 1453 tarihinde İstanbul'u fethetmek için Bizans surları önünde savaşırken şehid düşen ecdadımızın Edirnekapı, Topkapı Maltepe ve Topçular arasında kalan geniş bir araziye gömülmeleri ile bu şehitlik oluşmuştur, Osmanlı devrinde Sır Tekke adıyla anılan bu ilk şehitliğimizin yeri bugün için maalesef kesin olarak bilinememektedir. Osmanlı devrinde, bayram sabahları camilerden çıkan cemaatler, Sır Tekke' de toplanır ve şehitlerimizin ruhlarına dualar ederlerdi. E-5 karayolunu Haliç Köprüsü'ne birleştiren tünelin yapımı sırasında tünelin üstüne düşen kısımdaki şehitlerimizin kabirleri buradan alınarak başka yerlere nakledilmişlerdir. Sır Tekke denilen yer de bu tünelin üst kısmına rastladığından, buranın orjinal görünümü değişikliğe uğramıştır. Bu bölgede yapılan kazılar sırasında Çanakkale şehitlerinden birinin savaş kıyafetiyle ve yeni gömülmüş gibi sağlam vaziyette çıktığını ve bu şehid için ayrı bir mezar yaptırdıklarını Şehitlik İmar Vakfı Müdürü beni bu bölgeyi gezdirirken söylemişti.

Osmanlı devri boyunca Edirnekapı Şehitliğine ait bazı parsellere şehitlerin dışında da defin yapıldığını görmekteyiz. Böylelikle şehitliğin çevresinde geniş bir mezarlık alanı oluşmuştur. Şehitler için kabir düzenlemesi yapılırken, buradan çıkan eski Osmanlı mezar taşları toplanarak iki ayrı hazirede sergilenmesi düşünülmüştür, Önemli tarihi değer taşıyan mezar taşlarını içeren bu hazireler ayrıca incelemeye değer özelliktedirler. Edirnekapı Şehitliği, Balkan Savaşı ile l. Dünya Savaşı ve özellikle Çanakkale savaşlarında yaralanarak tedavi olmak için İstanbul hastahanelerine getirilen ve burada şehitlik mertebesine erişen askerlerimizin çoğunlukta bulunduğu bir mezarlıktır. Edirnekapı ve Sakızağacı adıyla iki bölümden oluşan şehitlikte; Osmanlı-Rus Harbi, Balkan Harbi şehitleri, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri şehitleri, Polis Teşkilatımızın şehitleri, T.H.Y. sivil şehitleri, İtfaiye Şehitleri, Eski Tulumbacılar ve Harp malul ve gazilerine ait ayrı parseller halinde şehitlikler oluşturulmuştur. Harita Genel Müdürlüğü'nün, Ankara' da 1971 yılında bastırdığı Şehitliklerimiz adlı kitapta İstanbul'a getirilen Balkan Harbi ve Çanakkale Savaşı gazilerimizden hastahanelerde vefat edip Edirnekapı Şehitliğine defnedilenlerin sayısının 13 bin civarında olduğunu bildirmektedir. Ayrıca İstanbul'un İngilizler tarafından işgali sırasındaki olaylarda şehid olan üç askerin de kabirleri burada idi 5. Edirnekapı Şehitliği Osmanlı devrinde de Cumhuriyet devrinde de Askeriye'ye bağlı bir kuruluş Olarak yaşamıştır. Günümüzde ise, 1926 yılında kuruIan Türkiye Şehitlikleri İmar Vakfı tarafından şehitlerimize hizmet götürülmektedir. Bu vakıf şehitliğin bugünkü bakımlı hale gelmesinde büyük rol oynamıştır. Bilhassa, Hasene Ilgaz başkanlığında oluşturulan bir heyetin İstanbul'daki hastahanelerdeki arşivleri incelemesi neticesinde buraya gömülen beş bin şehidimizin adını, soyadını, memleketini tespit edip bunlar için mezar taşları yaptırması bu vakfın faaliyetlerinin ne kadar hayırlı ve önemli olduğunu ortaya koyar. Ayrıca, Edirnekapı Şehitliği'nde, Kara, Deniz, Hava Kuvvetlerine mensup askerler ve diğer şehitler için pek çok anıt da dikilmiştir."

İstanbul'un fethinde sokak muharebeleri sırasında şehit düşen fetih askerlerinin kabirleri de, İstanbul şehrinin içinde açan cennet bahçeleri gibi şehrin kalabalığı içinde sokakların,caddelerin, evlerin arasına serpilmiş gibidir. Aslında birer şehitlik olmalarına rağmen, günümüzün kendi işleriyle meşgul insanlarının dikkatinden kaçan bu mekanlara örnek vermek istersek, Fatih'in Malta semtindeki Yedi Emirler Türbesi'ni, Şehzadebaşı Belediye Nikah Dairesi yanındaki 18 Sekbanlar Türbesi'ni ve Kumkapı semtindeki Çifte Gelenler Türbesi'ni sayabiliriz. A.Süheyl Ünver İstanbul'daki fetih şehitleri ve bunların kabirleri üzerine detaylı bir kitap neşretmiştir7.

İstanbul'daki Edirnekapı Şehitliği'nden başka Fetih şehitlerinin topluca gömüldükleri en eski şehitlikler olan Eğrikapı dışındaki Tokmaktepe Şehitliği, Rumelihisarı'ndaki Şuheda Kuyusu Şehitliği ve Topkapı surdışındaki Maltepe Mezarlığı hakındaki geniş bilgiyi Necdet İşli'nin İstanbul'daki Sahabe Kabirleri ile ilgili kitabında bulabiliriz.

Üç tarafı denizlerle çevrili yurdumuzu müdafaa ederken deniz muharebelerinde şehid olan ve bu nedenle kabir yerleri belli olmayan deniz şehitlerimizin hatıralarını Deniz Müzesi'nde görebiliriz. Her yıl deniz şehitlerinin anıldığı Beşiktaş'taki Barbaros Hayreddin Paşa Anıtı, Heybeliada Şehitliği, İstinye Şehitliği, Kasımpaşa'daki Deniz Hastanesi Şehitliği, Okmeydanı'ndaki Hamidiye Şehitliği'ni denizlerde savaşırken şehitlik mertebesine ulaşan askerler için yapılmış şehitlikler arasında sayabiliriz.

Osmanlı döneminde hava şehitlerimizi temsil eden yegane anıt, Fatih İtfaiye Parkı'nda bulunmaktadır. Bu anıt 1914 yılında l. Dünya Savaşı başlarında tayyareden düşen şehitlerimizin anısına dikilmiştir9.

Anıt şeklinde düzenlenmiş şehitliklerimize bir örnek de Şişli'deki Hürriyet-i Ebediye Anıtı' dır. Bu anıtın altındaki mezarlıkta, tarihimize 31 Mart Vak'ası olarak geçen olayda şehit olanlar gömülüdür. Anıtın mimarı Muzaffer Bey'dir. Geniş ve yeşillik bir alana sahip anıtın bahçesinde Sadrazam Mithat Paşa, Mahmut Şevket Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa'ya ait anıt kabirler mevcuttur. Ayrıca burada, o devre ait daha başka şehitlerin de mezarları mevcuttur.10

Anadolu yakasındaki en büyük mezarlık olan Karacaahmet Mezarlığı'ndaki şehitlikten günümüze bir tek Şehitlik Camii kalmıştır. Bu caminin etrafındaki namazgah ve çevresi eskiden şehitlik olup, buraya Çanakkale Harbinde şehid düşen pek çok askerimizin defnedildiği bilinmektedir.11 Maalesef, bugün için bunların ne mezar yerleri bellidir, ne de isimleri bilinebilmektedir. Ayrıca, şehitlerimizin üzerlerine yeni gömüler de yapılmıştır. İstanbul Boğazındaki Yeniköy (İstinye) Mezarlığında, Beşiktaş Şeyh Yahya Efendi Mezarlığında, Rumelihisarı Mezarlığında, Üsküdar Nakkaştepe Mezarlığında şehitlik olarak ayrılmış bölümler mevcuttur.

Ayrıca, Hadımköy ve Çatalca bölgelerinde de Balkan Harbi sırasında şehit olan askerlerimizin gömülü olduğu şehitliklerimiz vardır. Günümüzde askeri bölge içinde kalan bu şehitliklerimiz, Hadımköy , Çifte Nöbetçiler, Alaiye, Dikilitaş, Gazilertepe şehitlikleri'dir. Maalesef bu şehitlikleri gezip fotoğraflarını çekme imkanına sahip olamadık.

Bakırköy Mezarlığı'nda ise, Haziran 1944 yılında Bakırköy Askeri Barut Fabrikası'ndaki patlamada şehit düşen 24 çalışanın adına düzenlenmiş bir anıt ve şehitlerin mezarlarının bulunduğu bir şehitlik de mevcuttur.

Literatürde rastladığımız Anadolu Kavağı'ndaki Yoros Kalesi 12 Şehitliği, Kasımpaşa'daki Piyale Paşa Şehitliği gibi, daha pek çok inceleyemediğimiz şehitliklerin İstanbul'da olması gerekmektedir. Bütün bu şehitliklerimizin tanıtılacağı geniş bir incelemenin yapılıp, vatanı için canını vermiş bu çok değerli insanların kabirlerinin yeni nesillere tanıtılması en büyük dileğimdir. Bu mübarek şehitlerimizin aziz hatıralarını kitap yazarak ebedileştirecek araştırmacılara şimdiden teşekkür ediyorum. Bütün şehitlerimizin ve ölmüşlerimizin ruhları şad olsun.

Dipnotlar

(*) Kültür Bakanlığı İstanbul Türbeler Müzesi Müdürü

1 Ali Osman Tatlısu, Esmaü'l-Hüsna Şerhi, Seha Neşriyat, İstanbul 1990, s. 142.

2 İslam Tarihi Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi, c.9, s.186-7.

3 A.Süheyl Ünver, İstanbul'un Mutlu Askerleri ve Şehit Olanlar, TTK yayını, Ankara 1976,
s.113

4 E. Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri, c 4, İstanbul 1989, s 764-765

5 Bu Üç Şehitler, daha sonra Ankara'daki Devlet Şehitliği'ne nakledilmişlerdir.

6 Türkiye Şehitlikleri İmar Vakfı, Şehitliklerimiz, MEB, 1951

7 A. Süheyl Ünver, age

8 Necdet İşli, İstanbul'daki Sahabe Kabir ve Makamları, VGM yayını, Ankara (tarihsiz)

9 Nilüfer Ergin, ''Tayyare Şehitleri Anıtı, İstanbul Ansiklopedisi, c7, İstanbul 1996, s. 229

10 Necdet İşli, ''Karacaahmet Mezarlığı , İstanbul Ansiklopedisi, c.4, İstanbul1995, s. 444-447

11 İ.Hakkı Konyalı, Üsküdar Tarihi, c. 1, İstanbul1976 s. 280-281 ve 414-415.

12 Bir süre Cenevizlilerin elinde kalmış olduğu için, Ceneviz Kalesi olarak da bilinmektedir


Bibliyografya:

1 Askeri Müze ve Deniz Müzesi Arşivleri

2 Türkiye Şehitlikler İmar Vakfı Arşivi.

3 AYANOĞLU Fazıl İsmail, ''Fatih Devri Ricali Mezar Taşları ve Kitabeleri'', Vakıflar Dergisi, c. IV, Ankara 1958.

4 ERGIN Nilüfer ''Tayyare Şehitleri Anıtı'', İstanbul Ansiklopedisi, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayını, c7, İstanbul 1996, s. 229.

5 Evliya Çelebi Seyahatname, Haz: Mehmed Zillioğlu, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1980.

6 Harita Genel Müdürlüğü, Şehitliklerimiz, Ankara 1971 .

7 İşli Necdet, ''Edirnekapı Şehitliği'' Maddesi, TD, İslam Ansiklopedisi, c.10, İstanbul 1994, s. 448-449.

8 İŞLİ Necdet, İstanbul'da Sahabe Kabir ve Makamları, Vakıflar genel Müdürlüğü Yayınları Ankara (tarihsiz)

9 KOÇU Reşat Ekrem, İstanbul Ansiklopedisi, İlgili maddeler.
10 TÜLBENTÇİ Feridun Fazıl, Şehitler, İnkilap Yayınevi, İstanbul 1961.

11 Türkiye Şehitlikler İmar Vakfı, Şehitliklerimiz, M.E. Basımevi, İstanbul 1951.

12 UNVER A.Süheyl,İstanbul'da Sahabe Kabirleri, İstanbul 1953.

13 ÜNVER A. Süheyl, İstanbul'un Mutlu Askerleri ve Şehit Olanlar, TTK, Ankara 1976