Osmanlı Padişahları, Fâtih’den itibaren hep câriyelerle mi
evlenmişlerdir? İstisnâları yok mudur?
Fâtih devrinden itibaren Osmanlı Padişahları, nikâh ile ve özellikle
de hür kadınlar ile evlenmeyi terketmişler; bunun yerine Kadın
Efendi, İkbal, Gözde veya Peyk denilen câriyeler ile yaşamayı tercih
etmişlerdir. Bu teâmülün Osmanlı Devletinin yıkılış zamanına kadar
devam ettiğini ve pek az istisnâlarının bulunduğunu görüyoruz.
Fâtih’den itibaren hür kadınlar ile veya câriyeler ile nikâh akdi
icra ederek Padişahların evlenmeleri tamamen istisnâi bir durum
haline gelmiştir. Bu istisnalar şunlardır:
1- Fâtih’in henüz tahta geçmeden Dulkadiroğlu Süleyman Beğ’in kızı
Sitti Hâtun ile evlenmesi, saltanattan önce olması hasebiyle pek
istisna da sayılmayabilir.
2- Oğlu II. Bâyezid’in Karaman Oğlu Nasuh Bey’in kızı Hüsnüşah Hâtûn
ile ve nikâh akdi yaptırarak evlenmesi ilk istisnâdır denilebilir.
3- Kanunî’nin câriye olan Hürrem Sultân’ı, bir görüşe göre âzâd edip
hürriyetine kavuşturdukdan sonra ve bir görüşe göre de câriye
kalmakla beraber nikâh akdiyle evlenmesi, söz konusu kaidenin ilk
câriyeden olan istisnasıdır.
4- Genç Osman’ın Şeyhül-İslâm Esad Efendi’nin kızı Âkile Hanım’ı hür
bir kadını nikâh akdiyle alması şeklinde değerlendirirsek, önemli
bir olaydır.
5- Sultân İbrahim’in Telli Haseki de denen Hümaşah’ı debdebeli bir
düğün ile ve nikâh akdi ile eşliğine kabul etmesi de önemli bir
istisnâdır. Ancak câriye olan bu kadını, âzâd ederek hür olarak mı
evlendiği yoksa yukarıda izah ettiğimiz gibi câriye olarak mı onunla
nikâh kıydığı tam belli değildir.
6- Sultân Abdülmecid, Mısırlı Bezmiârâ Hanım’ı nikâh akdiyle
zevceleri arasına sokmuştur ve muhtemelen hür olarak nikâh akdini
icra eylemiştir. Sultân Abdülaziz’in Mehmed Ali Paşa ailesinden
gelen Tevhîde Hanım ile evlenme arzusunu ise Keçeci-zâde Fuad Paşa
engellemiştir.
|