Düyun-ı Umumiye İdaresi niçin kuruldu?
Osmanlı Devleti’nin yıkılışında nasıl bir etki yaptı?
Osmanlı Devleti'nin bir gayr-i Müslim ülkeden borç alma yönündeki
süregelen menfi tavrı artan mali bunalım ve savaş harcamalarının
getirdiği baskı ile kırılınca Avrupa ülkelerinden dış borç alımına
başlandı. 1854 yılında aralanan kapı ancak 100 yıl sonra kapanacak,
Osmanlı mali tarihinde acı bir tecrübesi olarak kalacaktır.
İlk borcun alınmasında Kırım Savaşı'nın büyük etkisi vardı.
Dolayısıyla alınan ilk borç savaş harcamalarının finansmanında
kullanıldı. Daha sonra yapılan borçlanmaların da önemli bir kısmı
cari masraflara, saray yapımına, maaş ödemelerine ve donanma
teşkiline ayılıyordu. Dolayısıyla yatırımlara kanalize edilmeyen
kaynaklar ülke maliyesini düzlüğe çıkarma gibi bir fonksiyonu ifa
edemeyecekti. Öyle ki devlet dış borçların anapara ve faizlerini
ödemek için bile tekrar dış kaynaklara müracaat edecekti.
Fakat hızlı borçlanma süreci kısa sürecek, devlet 20 yılı geçmeden
tıkanma noktasına gelecektir. Zira 1873 yılında patlak veren borsa
krizi Avrupa ülkelerinden sermaye ihracını durduracak, yeni
kaynakların bulunması güçleşecektir. 1875 yılına geldiğinde devlet
borçların ancak yarısını ödeyeceğini ilan etmesine rağmen bir yıl
sonra dış borç ödemelerini tamamen durdurduğunu ilan etme zorunda
kalacaktır. Devletin bu hızlı borçlanma serüveninde 1875 yılına dek
dışarıya olan borcu 200 milyon sterline yaklaşıyordu. Anapara ve
faiz ödemeleri ise yılda 11 milyon sterlini buluyordu. Devletin tüm
gelirleri ise 18 milyon sterlin dolayında idi ki dış borç
ödemelerini sürdürebilmek için devlet gelirlerinin % 60'ını dış borç
ödemelerine ayırması gerekiyordu.
Borç ödemelerinin tıkanması Osmanlıya borç veren batı ülkelerini
ödemeleri güvence altına almak için yeni bir yöntem
geliştirmelerinin önünü açmıştır. Bu yöntem ile Osmanlı maliyesinin
vergi kaynaklarının bir bölümü üzerinde doğrudan yönetim kurularak
bu kaynaklardan sağlanan gelirlerin borç veren ülkelere aktarılması
mümkün hale geliyordu. Aslında batılı ülkelerin mali kontrolü, 1858
ve 1862 yıllarında yapılan istikrazlara karşılık gösterilen gelirin
her altı ayda bir borç sahiplerine ödenmesi için kaynakların
denetimi, azası Osmanlı ve borç veren ülkelerden oluşan bir
komisyona bırakılması ile başlar. Bu komisyon Düyun-ı Umumiye'nin
temeli sayılır.
1296 yılında Berlin Konferansında Osmanlı hükümetinin verdiği söz
üzerine batılı sermaye çevrelerinin temsilcileri İstanbul 'a gelerek
beş ay süren müzakereler sonunda bir Kararnâme imzalanır. Batılı
sermaye çevreleriyle Osmanlı yöneticileri arasında 1881 yılının
Aralık, Hicri takvime göre Muharrem ayında imzalanan ve tarihe
“Muharrem Kararnâmesi” olarak geçecek olan bu anlaşma ile borçların
tediyesini amaçlayan Düyûn-ı Umumiye kuruldu. Bu anlaşma ile Osmanlı
borçlarında indirime gidildi ve ödeme şartları yeniden düzenlendi.
Ancak Osmanlı borçlarının yönetim, ödeme ve vergilerin toplanması
Düyun-ı Umumiye müessesine bırakıldı. Bu idare İngiliz, Fransız,
Alman, İtalyan, Avusturyalı ve Osmanlı alacaklıları ile kendilerine
öncelik tanınan Galata banker lerini temsilen 7 üyeden oluşmuştur.
Kurumun denetlediği vergiler Osmanlı maliyesinin önemli gelir
kaynakları idi. Galata bankerlerine bırakılan rüsum-ı sitteden
oluşan tuz ve tütün tekelleri, damga resmi, ipek öşrü, müskirat
resmi ve İstanbul bölgesinde balıkçılıktan alınan vergilerden başka
gümrük muahedelerinin tadili halinde gümrük gelirinde meydana
gelecek hasılat farkı, patent nizâmnamesinin tatbik mevkiine
konulmasından ve temettü vergisinde hasıl olacak fazlalıklar,
Bulgaristan vergisi, Kıbrıs varidat fazlası, Şarki Rumeli vergisi
ile mezkur eyalet gümrükleri safi hasılatı karşılığı olan 5000 lira,
tönbeki resmi hasılatından 50 bin lira, Berlin muahedesine göre
Düyun-ı Umumiye'den Sırbistan , Karadağ, Bulgaristan ve Yunanistan'a
isabet eden meblağlar da Düyun-ı Umumiye müessesinin tasarrufuna
bırakıldı.
Ayrıca 1883 yılında yabancı sermaye ile kurulacak olan Tütün Rejisi
Şirketi'ne ülke içindeki tütün üretiminin denetlenmesinde, tütün
alım ve satımında ve sigara üretiminde ayrıcalıklar tanıyordu.
Düyun-ı Umumiye İdaresi 'nin Osmanlı mali teşkilâtı içindeki yeri
zamanla genişlemiş ve I. Dünya Savaşı arefesinde bir maliye nezareti
halini alacak kadar kuvvetlenmiştir. Kağıt üzerinde bir Osmanlı
devlet idaresi gözükmekle beraber Maliye Nezareti'nden büyük ölçüde
bağımsız olarak çalışıyordu. Kurulduğu tarihte geliri 2.54 milyon
liradan 1911/2 yılında 8.16 milyonu bularak devlet gelirleri
içindeki hissesi % 17'den % 27'ye yükselmiştir.
Düyun-ı Umumiye İdaresi kendi denetimine bırakılan vergi
kaynaklarını geliştirmek ve vergileri daha etkin bir şekilde tahsil
etmek amacıyla beş binden fazla çalışanıyla yirmiden fazla şehirde
geniş bir organizasyon kurmuş idi. Bu idarenin üst düzey çalışanı
Avrupalı diğer çalışanlar ise Osmanlı vatandaşlarıydı. İdarede
görevli yabancıların oranı toplam memurların % yedi veya sekizini
geçmiyordu. İdare kendisine bırakılan alanlarda mesela tütün ve ipek
gibi zirai malların üretimine ve ihracatına yöneldi.
Düyun-ı Umumiye İdaresi 'nin kurulmasından sonra Osmanlı Devleti
borç alımını sürdürdü. Osmanlı maliyesi üzerindeki batı ülkelerinin
denetimi Osmanlı Devleti'nin batı ülkelerinden daha uygun şartlarda,
daha düşük faizler ile borç alımına imkan sağlıyordu. Diğer taraftan
bu idare sayesinde batılı ülkeler alacaklarını eksiksiz ve zamanında
tahsil ediyorlardı. İdarenin yabancı demiryolu şirketleriyle
işbirliğinden Türk köylüsü de yararlanmıştır. Demiryolları mahalli
üretim fazlasını başka bölgelere aktarılmasını sağlıyor, dolayısıyla
geçtiği bölgelerde verimlilik artışına sebep oluyordu. Yine
demiryollarına ve hükümet borçlarına teminat olarak ayrılan a’şârın
ihalesinde ihmalkarlığın önlenmesi a’şâr ihalelerinin elverişli
zamanlarda yapılmasına ve köylülerin mahsulu iyi fiyatla satmasına
sebep oluyordu.
1881 anlaşmasından sonra Osmanlı Devleti'nin borç ödemeleri alınan
yeni borçların üzerinde gerçekleşti. I. Dünya Savaşı'na kadar batılı
ülkelerden alınan yeni borçların yaklaşık iki katı anapara ve faiz
ödemeleri olarak batı ülkelerine aktarılmıştır.
Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesinden çekilişine kadar yürürlükte
kalacak olan Düyun-ı Umumiye İdaresi Osmanlı mali kaynaklarının
önemli bir bölümünü doğrudan denetleyecek ve sağladığı gelirleri
Avrupa ülkelerine aktaracak ve merkezi hükümetin bağımsız kararlar
almasının da önünü tıkayacaktır[1].
[1] Maliye Nezareti İhsaiyat-ı Maliye 1325, İstanbul 1327, sh.
312-318; Eldem, Vedat, Osmanlı İmparatorluğu'nun İktisadi Şartları
Hakkında Bir Tetkik, sh. 182-199; Pamuk, Osmanlı-Türkiye İktisadî
Tarihi, sh. 208-210; Tabakoğlu, Ahmed, Türk İktisat Tarihi, sh.
185-186; Karamürsel, Ziya, Osmanlı Malî Tarihi Hakkında Tetkikler,
sh. 87-88, 102 vd.; Blaisdell, Donald C., Osmanlı İmparatorluğunda
Avrupa Malî Denetimi (Düyunuumumiye), Çev. Ali İhsan Dalgıç,
İstanbul 1979. |