|
 |
|
OSMANLI TOPLUMUNDA
TASAVVUF
Sûfîler, Devlet ve Ulemâ
(XVII. Yüzyıl)
Dr. Nejdet YILMAZ |
Dünya tarihi göz önünde bulundurulduğunda, Osmanlı Devleti, uzun
müddet ayakta durabilmiş ender devletlerden biridir. Bunun sırrı,
tarihin en kritik döneminde medeniyetlerin beşiği olan bir
coğrafyada kurulmuş olan Osmanlı’nın, kurucusunun ve kuruluşunun
temelindeki fikrî, manevî, sosyal, kültürel alt yapı ve temeli
oluşturan en önemli unsurlardan biri olan tasavvufî düşünce ve
aksiyondur.
Osmanlı toplumunda, müesseselerinin yaygınlaşmasıyla tasavvuf,
topluma nüfuz ederek, zihniyetlere tesir etmiş ve “yükselen
değer”lerden biri olmuştur. Osmanlı bu manevî unsuru sosyal,
kültürel, moral ve estetik yapılanmasında, ileriki dönemlerde adeta
aslî bir unsur olarak kullanmıştır.
Bu sebepten dolayı, Osmanlı’yı keşfetmenin en önemli yollarından
biri de, toplumu ve müesseseleri üzerindeki derin etkileri
bakımından tasavvufî düşünce ve aksiyonu yakından tanımak olacaktır.
Abbâsîler döneminde sistemleşip olgunlaşan tasavvuf, Selçuklular
döneminde kurumsallaşıp tarikatlar şeklinde ortaya çıkmıştır.
Osmanlılar döneminde ise yaygınlaşarak toplumun bütün kesimlerini ve
hayatın pek çok yönünü etkisi altına almıştır. Bu dönemde tasavvuf,
devletin fikir, felsefe, mimarî, şiir ve musikî başta olmak üzere
bütün güzel sanatlarla, hatta siyasî, içtimaî, iktisadî, ilmî ve
askerî hayatla ilgili yönlendirmeler yapan bir düşünme ve yaşama
tarzı olmuştur.
Bu çalışma zaman olarak, XVII. yüzyılın esas alındığı bir zaman
dilimini kapsamaktadır. Coğrafî sınır olarak, Türkiye
Cumhuriyeti’nin üzerinde bulunduğu Asya toprakları ile
sınırlandırılmıştır. İstanbul’un Avrupa ve Çanakkale’nin Gelibolu
yakası çalışmanın sınırlarına katılmıştır.
Kitap bir giriş, iki bölüm ve ekler kısmından oluşmaktadır. Giriş
bölümünde birinci derece kaynaklar tanıtılmış, XVII. yüzyılın
siyâsî, içtimâî, iktisâdî durumu ele alınarak coğrafî sınır
belirtilmiş, bu döneme kadar ve bu dönem tasavvufunun yapısı
hakkında genel bilgi verilmiştir.
Birinci bölümde, Anadolu’da tasavvuf kültürünü yayan tarîkat
mensupları şahıs ve kurum bazında tanıtılmıştır. Usûl olarak
öncelikle tarîkat, sonra o tarîkatın şûbesi ve mensupları kronolojik
sıraya göre değerlendirilmiştir. Kitap telif edenlerin eserleri ile,
şâir olanların dîvân sâhibi olup olmadıkları kaydedilmiş, bu
eserlerin mevcut olup olmadıkları kütüphâne kayıtlarından taranarak
tespit edilmeye çalışılmıştır.
İkinci bölümde meşâyihın devlet ricâli ve ulemâ ile münâsebetlerine
değinilmiş; halkın bilgi, kültür ve sanat anlayışını geliştirmedeki
tesirleri incelenmiştir. Ayrıca bu dönemde kimi sûfîlerin sürgüne
gönderilmesi ve idam edilmesinin sebepleri değerlendirilmiş; bazı
vâiz ve ilim erbâbının bir kısım tekke mensubuna karşı takındığı
menfî tutumun sebeplerine işaret edilmiştir.
Ekler kısmında, XVII. yüzyıl meşâyihınin bir listesi çıkarılmış,
şeyhlerin mensup oldukları tarîkat, bu tarîkatın şûbesi ile vefât
târihleri, varsa vazîfe yaptığı tekke, şâirliği, medrese tahsîli
gördüğü, eser sahibi olduğu ve bunların sayısı ile herhangi bir
savaşa katıldığı listeler halinde gösterilmek sûretiyle toplu bir
fotoğraf çekilmeye çalışılmıştır.
|