|
III- II. Bâyezid'in İçkiyi Yasaklayan Bir
Fermanı
Osmanlı padişahları, çok az istisnalar dışında, hem fiilen ve hem de
kavlen İslâm'ın getirdiği içki yasağına uymuşlar ve bu yasağa
uyulması için gerekli hukukî tedbirleri almışlardır. Bunlardan II.
Bayezid'e ait olan bir fermanın, önce sadeleştirilmiş metnini, sonra
asıl metnini ve orijinalini, sizlere takdim ederek, meseleyi bütün
yönleriyle vuzûha kavuşturmak istiyoruz:
Fermanın Sadeleştirilmiş Metni:
“Değerli Bursa Sancak Beği Muhammed ve Bu Sancağa Bağlı Kâdîler:
Fermanım size ulaşınca bilesiniz ki:
1. Dergâhıma arz olundu ki, sancağınıza bağlı şehir, kasaba ve
köylerde, düğünlerde, toplantılarda ve benzeri yerlerde, açıkca
şarap içildiği, çeşitli sarhoş edici içkiler kullanıldığı, her türlü
rezalet ve sefahetin irtikâb edildiği görülmüştür. Ayrıca İslâm'ın
şeâirine ri'âyet edilmeyerek fâsıkların bu gibi gayr-i meşrû
fiilerinden, bütün müslümanların ve özellikle de âlimler ve
sâlihlerin rahatsız olduğu bildirilmiştir.
2. Durum böyle ise, emr-i bil-ma’rûf nehy-i anil-münker vazifesi
boynumuzun borcu olması hasebiyle, bu gayr-i meşrû fiilerin
yasaklanması için, görevli olarak Hamza’yı gönderdim ve aşağıdaki
ta’limâtı verdim:
3. Emrim size ulaşınca, bu konuda tam ihtimam gösteresiniz. Sen ki,
sancak beğisin, kâdîlarsınız. Bizzat bu işin üzerinde durub
kazanızdaki halka, şehirlerde, köylerde ve kasabalarda, tekrar
te'yîd ve tehdît ile yasak edesiniz.
4. Bundan sonra hiç bir yerde, fâsıklar toplanıp açıkca günâh
işlemeyeler ve İslâm'ın şe'airine gereği gibi ri'âyet edeler.
5. Bütün bu yasaklara rağmen dinlemeyip, düğünlerde ve
toplantılarda, açıkça içki içen ve gayr-ı meşrû fiiller
işleyenlerin, toplantılarını bozup dağıtasınız ve kendilerini de
tutuklayasınız. Had cezası gerekenlere şer'î had cezasını tatbik
edesiniz ve ta'zir cezası gerekenlere de gereken cezayı verip,
yerine göre teşhir edesiniz, hapse atasınız. Kısaca haklarından
gelesiniz ve daima bu emrime ri'âyet edesiniz.
6. Buna rağmen uslanmayıp inad eden ve anarşi çıkaranları, isim isim
yazarak dergâhıma arz edesiniz. Onlar hakkında hüküm nasıl sâdır
olursa, gereğini yapalım.
7. Sen ki, sancak beğisin, bu hususu görüp gözetip emrime aykırı
hareket edenleri, kâdî kararıyla hakkından gelip, şer’î hükümleri ve
emirlerimi icrâ edesin.
8. Bu memleketlerin subaşıları (emniyet âmirleri) ve yardımcıları
da, bu konuda, kadîlara yardımcı olalar. Gayr-ı meşrû fiillerin
kaldırılması hususunda kadıların yanında yer alalar ve kimseye
düğünlerde ve toplantılarda, İslâm’ın emirlerine aykırı iş
ettirmeyeler. Edenleri mahkemeye sevkedip, şer’î yargılama
neticesinde haklarından geleler.
9. Siz ki, kâdîlarsınız, her biriniz, bu fermanımın bir örneğini
şer'iye sicillerine kaydedesiniz ve daima icrâ edesiniz. Bu konuda
ihmal ve müsamaha göstermeyesiniz. İhmal ve müsamaha ettiğiniz
duyulursa, sadece görevinizden azledilmekle kalmazsınız, büyük
cezalara çarptırılırsınız. Bu yazılı emrimin, size ulaştığını,
görevli memurum ile bana bildiresiniz.
Şöyle bilesiniz ve alâmet-i şerife itimat edesiniz”.
İçki Yasaknâmesinin Metni
“Eşref'ül-Ümerâ'il-kirâm efham'ül-küberâ'il-fihâm zülkadri ve'l-ihtirâm
el-mü’eyyed bi te'yîdât'il-Melik'il-Allâm Hüdâvendigâr Sancağı beği
Muhammed -zîde kadruhû- ve mefâhir'ü kudât'il-müslimin ma'âdin'ül-fadli
ve'l-yakîn vereset'ül-enbiyâ'i ve'l-mürselîn mezkûr sancak kadıları-zîdet
fedâiluhum-tevkî-i refî-i hümâyûn vâsıl olıcak ma'lûm ola ki;
1. El-hâletü hâzihî Dergâhıma arz olundu ki, ol vilâyetlerde
şehirlerde ve kurâda ve kasabâtda, velîmelerde ve cem'iyyetlerde
alâniyeten şirb-i hamr ve tenâvül-i müskirât ve envâ’-ı fesâdat ve
şenâ'ât olunub mecâlisde envâ-ı melâhîye ve ma'âsîye ve menâhîye
irtikâb olunub şe'âir-i İslâm'a ri'âyet olunmayub fesekanın bu
misillû kabâyihinden ve şenâyi'inden müslümanlar hususan ulemâ ve
sulehâ ziyâde müte'ellim ve müte'essir olub bî huzur olur imiş.
2. Eyle olsa, emr-i bil-ma'rûf ve nehy-i anil-münker cümle-i
vâcibâtdan olduğu sebebden bu münkerâtın nehyi içün dârende-i
fermân-ı âlî-şân kulum ulûfeci Hamza ile size hükm-i hümâyûn
gönderüb buyurdum ki;
3. Varub vusûl bulıcak bu bâbda tamam ihtimâm edüb sen ki, Sancak
beğisin, kudâta gereği gibi mu'âvenat ve muzâheret edüb ve siz ki,
kadılarsız, kendü nefisleriyle mübâşir olub her birinüz taht-ı
kazânız halkına şehirlerde ve karyelerde ve kasabalarda gereği gibi
te'kîdât ve tehdîdât ile yasak edesiz ki, min ba'd bunların hiç
birinde feseka cem' olub alâniyeten fısk u fücûr eylemeyüb lehivle
ma'âsîye irtikâb ve menâhîye mübâşeret edüb şe'âir-i İslâm'ı kemâ
yenbeğî ri'âyet edeler.
4. Ba'det-te'kîd vet-tehdîd eslemeyüb velîmelerde ve sâir
cem'iyyetlerde feseka ve fecere cem' olub şirb-i müskirât ve ızhâr-ı
fesâdât lehivle münkerât irtikâb ederlerse, anların cem'iyyetlerin
bozub ve dağıdub ve kendülerin dutub getürdüb had lâzım olanları
tahdîd ve ta'zir lâzım olanları ta'zir ve teşhîr ve te'dîb ve habs-i
medîd eyleyüb müntehî haklarından gelesiz ve dâimâ bu emr-i şerifi
icrâ ve ri'âyet edesiz.
5. Ve şunlar ki, eslemeyüb ziyâde muhâlefet ve inâd ve temerrüd ve
fesâd edeler, anları ad ile yazub bâb-ı felek-âşiyânıma arz edesiz.
Anların bâbında fermân-ı kazâ-cereyân ne vechile sâdır olursa, ana
göre âmil olub emr-i münîfi yerine koyasız.
6. Ve sen ki, sancak beğisin, sen dahi dâimâ bu hususı görüb ve
gözedüb emrime muhâlefet edenleri kudât ma'rifetleriyle sekidüb hükm-i
şer'-i şerife ri'âyet ve emr-i hümâyûnumı icrâ ve ikâme edesiz.
7. Ve ol vilâyetlerin subaşıları ve yerlerine duran âdemîleri dahi
bu bâbda kudâta mu'în ve zahîr olub bu misillû füsûkun ve fücûrun
def'inde ve ref'inde kudâtla bile mübâşir olub kimesneye velîmelerde
ve cem'iyyetlerde fısk u fücûr etdürmeyeler; edenleri mecâlis-i
kudâta getürüb anlar dahî şer'le vücûh-ı mezkûrelerin haklarından
geleler.
8. Ve siz ki, kâdîlersiz, her birinüz bu hükm-i hümâyûnun sûretini
sicillâtınıza kayd edüb dâimâ bu emr-i şerîfimi icrâ edesiz; ihmâl
ve müsâhele eylemeyesiz ve illâ her kangınızdan bu bâbda ihmâl ve
müsâhele istimâ olunursa, azl ile komayub azâb-ı azîm ve ikâb-ı
elîmle mu'âteb ve mu'âkab olurlar, bilmiş olasız.
9. Ve bu hükm-i şerîfim varub size vusûl bulub emr-i hümâyûna
imtisâl olunduğun her biriniz yazub mezkûr kulumla kapuma i'lâm
edesiz. Elbette i'lâm etmeyince olmayasız.
Şöyle bilesiz ve alâmet-i şerife-i âlem-ârâya i'timâd kılub i'tikâd
edesiz.
Tahrîren fî evâhir-i Ramazan'il-Mübârek li seneti selâse-aşere ve
tis'a-mi'ete (913).
Bi Makâm-ı Kostantınıyye” [5].
|
II. Bâyezid’in İçki Yasaknâmesi, Bursa Şer’iyye Sicilleri, A 33/21,
Vrk. 338/B
|
|

|
[5] Bursa Şer’iyye Sicilleri, A 33/21, Vrk. 338/B.
|