|
Fethi GÜNGÖR
Avrupa ve Amerika'nın yanında tüm dünyada artan etkinliği açıkça
görülen sivil toplum kuruluşları (STK), Türkiye'nin AB tam üyeliği
yolunda geldiği mevcut aşamada ülkemiz için daha hassas bir konum ve
daha büyük bir önem kazanmıştır. STK'nın tarihi gelişimi,
günümüzdeki modelleri ve toplumsal hayattaki işlevleri konusunda
genel bir mütalaa, sivil toplum konusunda bilgilenme ve bilinçlenme
sürecine mütevazı bir katkı sağlayacaktır .
Üçüncü Sektör - Beşinci Güç
Avrupa ve Amerika'dan sonra Türkiye'de de somut bir güç odağı haline
gelen ve yasama, yürütme, yargı ve medyadan sonra beşinci güç olarak
toplum yapısındaki yerini alan STK; devlet ve ekonomi sektörlerinin
yanında üçüncü bir sektör olarak meşruiyetini kazanmıştır
STK kavramları
Batıda ve ülkemizde, gerek sivil toplum gerekse sivil toplum
kuruluşları konularında farklı açılardan tanım getiren çok değişik
kavramlar kullanılmaktadır .
Günümüzde Türkçe literatürde gönüllü teşekküller (GT), sivil toplum
kuruluşları (STK), sivil toplum örgütleri (STÖ), vakıf, demek,
sendika, oda, kooperatif, kulüp gibi farklı isimler yanında, batı
literatüründen iktibas edilen ''enciolar'' (NGO'lar) tabiri de
yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır .STK için tarihte daha çok
cemaat, cemiyet, tarikat, lonca, ve vakıf kavramları kullanılmıştır.
STK Batı literatüründe ise; sivil toplum örgütleri (civil society
organizations = CSOs), devlet dışı örgütler (non-governmental
organizations = NGOs), bunların uluslararası düzeyde faaliyet
gösteren türleri olarak uluslar arası devlet dışı örgütler (international
non-governmental organizations = INGOs), sosyal hareketler (social
movements = SMOs), bunların uluslar üstü faaliyet gösteren türleri
olarak uluslar üstü sosyal hareketler (intemational social movements
= TSMOs) gibi değişik isimlerle anılmaktadır (Foster, 2001: 1).
Sivil toplum kuruluşları
İnsanlık tarihinde pek çok sosyo-ekonomik ihtiyacın toplumların
bizatihi kendi örgütlenmeleriyle karşılandığı bilinen bir gerçektir.
Modem toplumlarda da, temsili yönetim yapılarının yanı sıra,
toplumsal sorumlulukları gönüllü olarak üstlenmeyi hedefleyen
örgütlenmelerin, STK'nın giderek güç kazanmaya başladığı açıkça
gözlenmektedir.
Demek, vakıf, yurttaş girişimleri gibi bütünüyle gönüllülük esasına
dayalı kuruluşlar meslek, ticaret ve sanayi odaları, kooperatif ve
sendikalar, ülkemizde faaliyet gösteren başlıca sivil toplum
kuruluşlarıdır (STK Rehberi 1996: 10-11).
Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarının
kazandığı değer
Üçüncü bin yılın başında, tüm olumsuz şartlara rağmen ülkemizde
yaklaşık rakamları s000 vakıf, s0 bin demek, 1200 sendika,
kooperatif ve oda örgütlü faaliyet yürütmektedir. Sivil toplum
bilincinin yeni olduğu ülkemizi 1984'te kurulan Türkiye Üçüncü
Sektör Vakfı (TÜSEV) ile 1994'te kurulan Türkiye Gönü Teşekküller
Vakfı (TGTV) şemsiye, üst kurul gibi sıfatlarla anılabilecek birlik
girişimlerine önderlik etmişlerdir.
STK'nın 1996'da İstanbul İnsan Yerleşimleri Konferansı'nda (Habitat
II) ve 1999 güzünde, AGİT İstanbul Zirvesi'nde 'ortak' vasfıyla
etkin roller üstlenmesi, STK temsilcilerinin devlet başkanlarıyla
özel görüşmeler yapma fırsatı bulmaları, bu gönüllü kuruluşların hem
toplu hem de devlet nezdinde itibarını yükseltmiştir. O kadar ki, TV
ekranlarında bazı milletvekille rinin , isimlerini yazdırırken
yönetim kurulu üyesi olduğu vakfın adını milletvekili sıfatının
önüne koydurduğu gözlenmiştir .
Uluslarararası Anlaşmalarda STK
T.C. Anayasasının 90. Maddesi gereği uluslararası anlaşmalar,
usulüne göre onaylandıktan sonra aleyhine Anayasa Mahkemesine iptal
davası açılamayan bir kanun hükmündedir. Böylece uluslararası
anlaşmalar hukukumuzda en az ''kanun'' kadar kuvvetli bir hukuk
kuralıdır.Hatta bir görüşe göre, Anayasa Mahkemesine
başvurulmayacağına ilişkin hüküm nedeni ile hukuktan üstündür (Eroğlu,
1984: 23). BM genel Kurulunca 10 Aralık 1948 günü kabul\ilan edilen
''İnsan Haklan Evrensel Beyannamesi''nin 20. Maddesi ile herkese
toplanma ve dernek kurma hakkı tanınmıştır.Bu beyannameni konuyla
ilgili diğer hükmü de 21. Maddede yer almıştır. Buna göre her şahıs
''doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtası ile
memleketin kamu işleri yönetimine katılma hakkına'' haizdir (Erol,
199s: 7s).
Yine Avrupa Konseyine üye devletler tarafından 4 Kasım 19s0
tarihinde Roma'da imza edilmiş ve Eylül 19s3 tarihinde yürürlüğe
girmiş olan "İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşme''de de toplanma, sendika ve dernek kurma hakkı 11. Maddede
düzenlenmiştir.
AB hukukunda STK
Bizim de taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri'nin tüm
hükümleri ve bu arada toplanma ve dernek kurma özgürlüğüne ilişkin
hükümleri, sadece Avrupa Birliği'ne üye devletlerce değil aynı
zamanda Avrupa Birliği organlarınca da gözetilecektir. Avrupa
Birliği hukukunun doğru uygulanmasını temin etmek üzere kurulan
yargı organı Avrupa Birliği Adalet Divanı'dır.
STK'nın hangi kurallara tabi olacağına ilişkin düzenleme yokluğunu
fark eden Avrupa Birliği organları ilk kez 1987 yılında Avrupa
Parlamentosu'nda alınan bir karardan yola çıkarak, komisyon
tarafından hazırlanmış olan tüzük tasarısını görüşmeye başlamıştır.
Tüzük tasarısına göre, bir ''Avrupa Derneği'' tanımı yapılmakta ve
''tescil edildiği üye devletin hukuk sistemine göre kamu yararı
amacıyla yada üyelerinin ticari veya mesleki menfaatlerini doğrudan
yada dolaylı biçimde geliştirmek amacıyla üyelerinin bilgilerini ve
faaliyetlerini bir araya getirmelerinden oluşan sürekli organa
''Avrupa Demeği'' adı verilmektedir (Madde 1(1)). Bu derneğin
faaliyetlerinden elde edilen karların üyelerine dağıtılamayacağı,
yalnızca amaçları için kullanılabileceği vurgulanmaktadır (Madde
2(2)) (Arslan, 2001: 18s 186).
STK türleri ve sayıları
Maaşlı personel çalıştırıp çalıştırmaması açısından amatör
bürokratik, genel kurul yapıp yapmaması açısından ortaklığı
dayalı-kuruculara dayalı, finans sağlama ve etkinliklere katılım
açısından dışa açık dışa kapalı, hizmet götürdüğü kitle açısından
kendine hizmet eden-başkalarına hizmet eden, iletişim kurduğu
çevreler açısından kapalı aktivist, hizmet alanı ve yöntemi
açısından projeli projesiz gibi kategorilere ayrılabilecek STK (Arslan,
2001: 171); Türkiye tarihindeki örgütlenme biçimleri açısından da
beş kategoride ele alınabilir: Cemaatler (milletler), vakıflar,
demekler, sendikalar ve meslek örgütleri (odalar ve barolar) (Alkan,
1998: 4s vd.).
Belli bir ülkede konuşlanmış olmakla beraber dünya çapında faaliyet
gösteren 5000 NGO mevcuttur (Carothers, 2001: s).
Son iki yüzyılda Amerika ve Avrupa'nın yanı sıra tüm dünyada STK
patlaması yaşanmıştır. Hindistan'da yüz binlerce, Brezilya'da 200
bin, Mısır'da 20 binden fazla kar amacı gütmeden faaliyet gösteren
organizasyon mevcuttur (Foster, 2001: 1). Türkiye'de ise şubeleri
hariç 60 bin kadar STK bulunmaktadır .
STK ne kadar sivil?
Türkiye'de STK çoğunlukla gerek kendi iç örgütlenmesinde gerekse 'ötekisi'ne
karşı olan tutumunda demokratik ve sivil anlayışla hareket
edememektedir. İtaatotorite anlayışı bir küçük devlet gibi işleyen
STK da mevcuttur .Hatta devlete uygun adım hareket eden STK 'sivil'
ölçülerinde olamamaktadır. (Göle, 1993: 1s)
STK sivil değil de siyasi örgütlenmeler olarak ortaya çıkınca sivil
topluma değil siyasal topluma hizmet etmektedir .Bir amaç için tek
bir yürek gibi atan düzenli demokrasi ordusuna sivil toplum denemez
(İnsel, 1990: 211).
Türkiye'de bireysel harekete cüret, farklılık göstermeye sivrilik,
bireyciliğe bencillik muamelesi yapılmaktadır. (Vergin, 1994: 11).
Halbuki sivil toplumun oluşması 'biz'in yerini 'ben'in almasıyla,
yani bireyleşmeyle yakından ilgilidir (Karaman, 1990: 19).
STK'nın ne kadar sivil olduğu ayrı bir tartışma konusudur .Ancak
şurası bir gerçektir ki; Amerika ve Avrupa dahil dünyanın tüm
ülkelerinde bir çok STK devletten para kabul etmektedir (Carothers,
2001: 4).
Türkiye'de STK'nın genel sorunları Türkiye Çevre Vakfı'nın (TÇV)
1995 yılında yürüttüğü ve 600 kuruluşu kapsayan STK araştırması ile
Tarih Vakfı'nın 1996 yılında yürüttüğü Türkiye STK Rehberi'
çalışmasının sonuçlarını yüksek lisans tezinde değerlendiren Osman
Arslan, STK'nın sorunları konusunda özetle şu hususları
sıralamaktadır:
Türkiye'de STK'nın resmi otorite karşısında 'eşit ortak' değil,
amirinden emir bekleyen memur duygusuyla hareket etmeleri, STK
arasında işbirliği yeteneğinin gelişmemiş olması, demokratik bir
anlayışla değil, 'şahsi cazibe' (karizma) otoritesiyle idare
edilmeleri, yapıcı ve yaratıcı olmadıkları için potansiyel üyeleri
faal üyeye dönüştürememeleri, özellikle yazılı iletişim konusunda
gelişmemiş olmaları, medyayı ihmal etmeleri ve kamuoyunda
tanınmamaları, yakınmayı bırakıp potansiyel finans kaynaklarını
harekete geçirememeleri, proje bazında faaliyet gösterme geleneği
oluşmaması, istikrarlı ve donanımlı bir merkez sahibi olamayışları,
hizmet için seçtikleri alanla ilgili bilgi alt yapısını ihmal
etmeleri, küresel bir nitelik kazanma gayretinin bulunmayışı, buna
uygun kadroların hazırlanmayışı.
Bu sorunların büyük bölümünün Türkiye'nin yaşadığı şartların zorunlu
bir neticesi olduğu söylenebilir. Ancak, unutulmamalıdır ki
Türkiye'nin şartlarını olumlu duruma getirecek olan da STK'nın
çalışmalarıdır. Şartların ve günün getirdiklerine teslim olmak
STK'nın ruhuna aykırı bir tavır olur (Arslan, 2001: 204-20s).
Zaman ve mekan üstü bir sivil toplum
kuruluşu: Vakıf
Büyük sosyolog ve tarih felsefecisi İbn Haldun'un ifadesiyle 'insan
fıtraten hayırhah'tır, iyilik yapma duygusu onda yaratılıştan
mevcuttur .Kur'an-ı Kerim ve sahih sünnetine bireyler ve toplumsal
tabakalar arasında dayanışmaya verilen önemin pratik yansımalarının
İslam toplumunda daha ilk nesilde, asr-ı saadette yaygın olarak
görüldüğü, Cabir'in (ra) aktardığı şu hadiste ifadesini bulmaktadır:
''Ben, Mekkeli ve Medineli müslümanlardan mal ve kudret sahibi bir
kimse bilmem ki, vakıf ve tasaddukta bulunmuş olmasın.'' (İbn Kudame,
1970: 6/4) İslam toplumunda ortaya çıkan vakıf müessesesi, sadece
ferdi bir hayır yapma duygusuyla sınırlı kalmayıp önemli toplumsal
fonksiyonlar icra etmiştir. Eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten
hayvanları ve çevreyi korumaya kadar bir çok sosyal hizmetin yanında
esnaf teşkilatlarını da kendisine konu edinen vakıflar , bu
hizmetleri kar amacı gütmeden, savsaklamadan ve sürekli olarak ifa
etmişlerdir (Akgündüz, 1 996: 42).
Türkiye'de Mevcut Vakıf Türleri
STK içinde önemli bir yer işgal eden vakıflar olağan (adi = normal)
ve özel olmak üzere iki kategoride mütalaa edilebilir. Olağan
vakıflarda bir malın herhangi bir amaca özgülenmesi (vakfedilmesi,
tahsisedilmesi) söz konusudur. Bir mal varlığının tümünün
gerçekleşmiş yada gerçekleşeceği anlaşılan her çeşit gelirinin veya
ekonomik değeri olan haklarının belirli bir amaca özgülenmesi ile
vücut bulan bu tür vakıfların kurulmalarına, örgütlenmelerine,
denetlenmelerine ve diğer sorunlarına ilişkin mevzuat medeni kanunda
yeniden düzenlenmiştir.
Özel vakıflar da, aile arasında dayanışmayı ve ailenin ekonomik
varlığını güven altına alınmasını amaçlayan aile vakıfları;
çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları ve gelirlerinin en az
yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlerin yapılmasına
harcamayı amaç edinmiş bulunan kamu yararlı vakıflar olmak üzere üç
gruba ayrılmaktadır (Yücekök, 1998: 160).
Sonuç ve Temenni Yerine
STK konusunu tarihi ve global bir bakışla kısaca ele almaya
çalıştığımız bu yazımızı, 57. Hükümetin AB'ne sunduğu ''Türkiye
Cumhuriyeti Örgütlenme Mevzuatının Avrupa Birliği Standartlarına
Uyumu Raporu''nun giriş kısmından bir alıntıyla bitirelim:
''Dernekler sivil toplumun en önemli unsurlarındandır. Sivil toplum,
kendine özgü gelişme dinamiğine sahip, kurumsallaşmış karar alma ve
uyuşmazlık çözme yapısı bulunan, devletten bağımsız bir toplumsal
alanı ifade etmektedir. Sivil toplumun varlığından söz edebilmek
için sivil toplum örgütlerinin devletin vesayeti altında olmaması,
kendi yapılanmaları ve faaliyetleri hakkında kendilerinin karar
verebilmesi ve devlet politikasının gidişatını belirleyebilmesi veya
etkileyebilmesi gerekir. Sivil toplum örgütlerinin en önemli
işlevleri ise, siyasi iktidara nüfuz etmek, siyasi iktidarı
parçalayarak adem-i merkezi hale getirmek, bireyleri otoritenin
baskısına karşı korumak ve böylece despotizme karşı güvence
oluşturmaktır.''.
Yararlanılan Kaynaklar:
.AKGÜNDÜZ. A.; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf
Müessesesi. OSAV Yayınları. İstanbul. 1996.
.ALKAN. A.T.; "Türkiye'de 'Başıbozuk'luğun uzun, 'Sivil Toplum'un
kısa tarihi üzerine bir yaklaşım", Yeni Türkiye Dergisi, Sivil
Toplum Özel Sayısı, c. 111, say, 18, Ankara, Kasım-Aralık1997 .
.ARSLAN, 0.;Kuramsal ve Tarihsel Aşamalarıyla Sivil Toplum ve
Türkiye Gerçeği, Bayrak Yayıncılık, Istanbul, 2001. .CAROTHERS, T.;
Civil Society, http./ /www.strom.clemson.edu/becker /prtm320 /Carothers.html
.EROĞLU, H-; Devletler Umumi Hukuku Dersleri, Ankara, 1984 .EROL,
K.; "Gönüllü Kuruluşların Türk Hukuk Sistemindeki Yeri ve AB
Mevzuatı ile Karşılaştırılması", Gönüllü Kuruluşlar Konferansı,
Türkiye Çevre Vakfı Yayını, Ankara, 199s.
.FOSTER, J.; Knowing Ourselves. A Brief History of Emerging Global
Civil Societiy, CIVICUS World Assembly, August 2001, Vancouver,
B.S., Canada.
.GOLE, N.; "Liberal Yanılgı", Türkiye Günlüğü Dergisi, sayı: 24,
Ankara, 1993, s. 12-19
.IBN KUDAME, A.; ei-Muğni, Kahire, 1970.
.INSEL, A; Türkiye Toplumunun Bunalımı, Birikim Yayınları, Istanbul,
1990.
.KARAMAN, M L.; "Sivil Toplum Kavramı ve Türkiye Üzerine
Değerlendirmeler: Bir Yeniden Bakış", Türkiye Günlüğü Dergisi, sayı:
10, Ankara, 1990.
.Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Rehberi, Tarih Vakfı Yayınları,
İstanbul, 1996.
.VERGIN, N.; "Demokrasi ve Sivil Toplum", Yeni Türkiye Dergisi, say,
1, Ankara, 1994, s. 9-12.
.YÜCEKOK, A. N vd; Tanzimattan Günümüze STK, Tarih Vakfı Yayınları,
İstanbul, 1998. |