|
İlhan Bardakçı
Tahta oturan yeni hükümdarın Fatih Kanunnamesi gereği kardeşlerini
öldürtmeleri tam 140 sene Devlet Kanunu olarak uygulanmış. Sebep
açık. Tarihteki nice Türk Devletleri post kavgası yüzünden zaaflara
duçar olmuş. Kardeşlerin post kavgaları yüzünden binlerce insan can
vermiş. Oysa post kavgasını önlemek mümkün değil. işte Cem Sultan
olayı.
Yeni Padişah tahta çıkınca ilk emri kardeşlerinin ortadan
kaldırılması. Düşünürüm; genç şehzadeler odalarında kapı dışındaki
ayak seslerini dinlerler. Gelen herhalde cellat ile yamağıdır. O ne
korkunç bekleyiştir. Cellat artık Azrail'idir. Kemendi seyrediş ve
teslimiyet. Ne zor dakikalardır.
İKTİDAR İÇİN AĞLAYAN VE
ÇIRPINANLAR
Yıl 1553 Koca Kanuni 49 yaşında. En kudretli oğlu Mustafa'yı
yanındaki çadırda boğdurarak katlettirmiş. O tarihte saltanata nasıl
gelineceği belirlenmemiş. Büyük Şehzade, daha sonra tahta çıkacak
ikinci Selim Anadolu'da Konya Valiliği'ne çıkar. Bayazıt ise
Amasya'ya Vali olur.
Saraydaki particiler ikinci Selim'den yana. Kanuniye bir hal olursa
Konya'dan İstanbul'a yetişmesi daha kolay. Şehzade Bayazıt babasına
karşı çıkar, gitmek istemez Amasya'ya.İhtilaf büyür. Selim'in ordusu
Konya civarında Bayazıt ordusunu yener. Kanuni kısa zaman sonra İran
seferine çıkar. Ama Bayazıt 12 bin askeri ile yanına dört oğlunu da
alarak İran Hükümdarı Şah Tahmasp'a iltica etmiştir. Can korkusu
üzerine gerçekleşen bu ilticadan sonra, çirkin bir pazarlık başlar.
Şah, Bayazıt'ın iadesine karşılık Bağdad'ı ister. Olmaz. Yanında
kalan bin kadar Türk askeri katledildikten sonra Bayazıt Kazvin'e
hapsedilir. Ve bir süre sonra dört oğlu ile birlikte öldürülür.
Saltanat yolu artık Şehzade Selim'e açıktır...
Şehzade Bayazıd'ın babasına gönderdiği ve aynı vezinle Kanuni
tarafından yazılmış mektuplar Türk edebiyatının birer
şaheseridirler. Bayazıd'ın mahlası şahi. Hepsini vermeye gerek yok
ama bir kısmını kıt'a kıt'a Şehzade ile Hükümdarın gönderdiği
cevapları okumakta bugün dahi yararlar var. Nedir iktidar hırsı?
Nedir Devleti en civan oğlunun hayatından daha önce müdafaa edişteki
zihniyet?
Diyor ki Şehzade Bayazıd:
Ey seraser aleme Sultan Süleymanım baba
Tende canım, canımın içinde cananım baba,
Bayazıdına kıyar mısın benim canım baba
Bigünahım Hak bilir devletli Sultanım baba
Ve işte Kanuni'nin oğluna cevabı:
Ey demadem mazhar-ı tuğyan u isyanım oğul
Takmayan boynuna hergiz tavk-ı fermanım oğul
Ben kıyar mıydım sana ey Bayazıd hanım oğul
Bigünahım dime bari tevbe kıl canım oğul
Şehzade yine ağlar babasına:
Hak Teala kim cihanın şahı etmiştir seni
Öldürüp ben kulunu güldürme Şahım düşmeni
Gözlerim nuru oğullarımdan ayırma beni
Bigünahım Hak bilir devletli Sultanım baba
Kanuni babalık şefkatine devleti
karıştırmaz ve der ki:
Tutalım iki elin baştan başa kanda ola
Çünkü istiğfar edersin biz de affetsek n'ola
Bayazıdım suçunu bağışlarım gelsen yola
Bigünahım dime bari tevbe kıl canım oğul...
YAVUZ'UN İNTİKAM KOKAN NİKAH
KIYDIRIŞI
Yavuz İran'daki tehlikeyi fark eder. Şah İsmail de özbeöz Türk'tür.
Yavuz çokluk ağdalı bir üslupla şiir yazar Şah İsmail ise Yunus
kadar sade bir Türkçe kullanır. 1514 senesi Ağustos ayının 23
Çarşamba günü Çaldıran Meydan Muharebesi başlar. Şah İsmail'in
maiyeti savaşı kazanacaklarından o kadar emindirler ki, muharebe
meydanına bütün harem halkı ile birlikte gelmişlerdir.
Bu kadınlar da esirler arasındadırlar. Ama bunlar arasında bir
tanesine paha biçilemez. Bu hanım Şah İsmail'in elmaslar değerindeki
haremi Taçlı Hatun'dur. Bu güzel kadını Fetihname yazarı Nişancı ve
Kazasker Tacizade Cafer Çelebi'ye nikahlar ve Şah İsmail deliye
döner. Yavuz'a ricacılar gönderir. Hazineler teklif eder. Olmaz.
Zaten bir süre sonra Taçlı Hanım dul kalır: Yavuz, Cafer Çelebi'yi
idam ettirir.
Yavuz gibi bir Cihan Sultanı, İsmail Safavi'den intikam mı almıştır?
Hiç sanmam. Olsa olsa can hasmına erkekçe bir cevap vermek
istemiştir. Ama bugünkü anlayışımızda olayın tasvip edilir tarafını
bulmak hayli zor olsa gerektir.
O muhteşem Taçlı Hatun daha sonra ne olmuştur? Dünyada hangi servet
ve güzellik ebedi ömre sahip olmuştur ki, yıllar sonra masallarda
renkli darbelerle anılmasın?
MAVİ RÜYA MEDENİYETİ...
İktidar hırsının milliyeti ve dini yok. Bütün milletler ilk
günlerinden itibaren bu sancıları yaşamışlar. Ama büyük milletler,
bu sancılara rağmen medeniyet yolunda muhteşem eserler verebilmekte.
Bizim gibi... Topkapı Sarayına alt kapıdan girerken, karşınıza
mavinin hakim olduğu bir köşk çıkar. Daha o zamanın mimarisinde
geniş ve aydınlık zemin hakimiyeti görülür. Avrupa, o mimari
seviyeye nice sonra gelmiştir.
Burada Köln'de Dom Katedrali var. Azametli bir güzelliktir. Kapıdaki
kitabesinde yazar. Tam 892 yılda tamamlanmış. Biz Süleymaniye
mucizesini altı senede bitirmişiz. Dom kilisesinde güpegündüz ışığa
ihtiyacınız vardır.
Süleymaniye'nin her penceresinden içeriye ışık dolar. Işık ve mimari
azamet insanı adeta ibadete mecbur eder. İstanbul'da iken sık sık
Sultanahmet Camiine giderdim. Camiin diğer adı Mavi Cami. Hakikaten
en ümitsiz bir hastayı o mavi renk cümbüşüne götürünüz, şifa
bulacaktır. Esrarlı bir sır sızar o pencerelerden içeriye ve
ruhunuza dolan mavilik, dünyanın hiçbir ressamının fırçasında bu
derece büyüleyici olmamıştır.
Seneler evvel bir Arap dostumu götürmüştüm. ''İlhan'' demişti. ''Siz
gidin ben burada yarına kadar namaz kılmak ve ibadet etmek
istiyorum''. Şuuru kilitlenmişti.
Dili ağır bile olsa Kanuni Mersiyesi azametinde bir şaheseri yazan
bir Baki'ye başka hiçbir edebiyat sahip değildir.
Biz nankörüz. O canım yalıları muhafaza etse idik, bugün bir
Boğaziçi medeniyetimizle övünebilirdik. iktidar hırsına mağlup
Sultanların çoğu, hassas ve ince ruhlu birer şair. Hareme hediye
edilen kızların çoğu münasip bir er kişi ile evlendirilmek için
yetiştiriliyorlar. Dilimizdeki ''Saraylı Hanım'' deyiminin kökü
oradadır. Saray görgü ve nezaketinin halka mal edilişinde asırlarca
etkili olmuşlardır.
İktidar kavgalarının bu acımasız sahnelerine karşılık, o devrin
dillere destan bir adalet felsefesi vardır. Osmanlı'da bir Kaabız
davası vardır ki şaheser bir adalet tecellisidir.
Sonraları adalet de yozlaşmıştır. Daha hala hakimler inanmadıkları
halde emirle hükümler veriyorlarsa işin kökünü o yozlaşmada aramak
doğru olur.
Bugün cellat korkusu ile titreyen şehzadelerin belki sadece birer
mezar taşları var. O kadar. Hala kaderlerine küs müdürler bilemem.
Babası Kanuni'nin emri ile yandaki otağda katledilen civan Şehzade
Mustafa ve İran Şahının emri ile boğdurulan Bayazıd'dan kalan bir
şiir parçası. O kadar.
Türk Edebiyatı Sayı 345 Temmuz
2002 s.16-17
|