English |       
 
Bilinmeyen Osmanlı
 
 
  Dünyanın ilk Standartlar ve Tüketiciyi Koruma Kanunları
  Yavuz Sultan Selim ve Kürtler
  Ayasofya Medresesi
  Hz. Peygamber'in Filistinde Bir Vakfı
  HATTAT MUSTAFA RÂKIM ve CELÎ SÜLÜS
  Osman Bey
  Fâtih Sultân Mehmed
  Sultan II. Abdülhamid Han
  İstanbul’un Fethi Ve Ayasofya’nın Camiye Çevrilişi
  Bilinmeyen Osmanlı
  Osmanlı'da Harem
  Şekerci Hanı'nın Şeker İnsanları
  Osmanlı Para ve Finansman sisteminin esasları nedir?
  İstanbul'un Fethi ve Avrupa Ticari Faaliyetlerine Etkisi
  Silistre'li Süleyman Hilmi Tunahan Efendi


E-Ticaret

Muhasebe Programı
Bilgisayar Servisi

 

  Hz. Peygamber'in Filistinde Bir Vakfı Ve Osmanlı Devleti'nin Vakıf Ve Tapu-Kadastro Anlayışını Gösteren Bir Belge
  Dünyanın ilk Standartlar ve Tüketiciyi Koruma Kanunları
  Eski Ve Yeni Hukukumuzda İşçinin Çalışma Süresi-İstirahat-Ta'til Ve İbadet Hakkı
Aramak istediğiniz kelimelerin arasında boşluk bırakınız.
Örn; Osmanlı Sultanları
Sitemizdeki Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Haber Listemize Katılın!

 

 
Bursa’da Nakşibendiyye ve Nakşibendiyye Tekkesi


                                        Necdet Yılmaz

1. Açıkbaş Mahmud Efendi

Açıkbaş Mahmud Efendi, Urmiye Şeyhi Mahmud Efendi’nin kardeşinin oğludur. Künyesi, Seyyid Mahmud b. Ahî Mahmud b. Muhammed b. Muhammed’dir.[1] Diyarbakır’da doğmuştur. Bir ara Mardin Voyvodalığı’nda bulunmuş daha sonra bu resmî görevi bırakarak,[2] Urmiye Şeyhi Mahmud Efendi’ye intisâb edip mânevî terakkisini gerçekleştirmiştir.[3] Uzun bir seyahata çıkarak önce Kahire’ye,[4] sonra Bursa’ya gelip burada yerleşmiştir. Bursa’da Ulu Câmi ile Dâye Hâtun Câmii’nde vaaz ve irşâd hizmetlerinde bulunmuş, Seyyid Mahmud Hemedânî’nin Evrâd-ı Fethiyye’sini okumuştur.[5]

Narcıoğlu isminde bir şahısla aralarında geçen bir tartışmadan dolayı yönetime şikâyet edilmesi üzerine İstanbul’a çağırılmıştır. Burada da, bir ara Mardin Voyvodası iken Kethüdâsı olan Bakkalzâde’nin evinde misafir olmuştur. Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa ve Şeyhulislâm Esîrî Mehmed Efendi huzûrunda kullandığı bâzı kelimelerden dolayı, habse atılmasını emretmişler ve reîsü’l-etibbâya zehirlemesi için zehir hazırlatmışlardır. Fakat rivâyete göre bu zehir kendisine tesir etmemiştir. Bunun üzerine bir takım ikramlarda bulunularak tekrar Bursa’ya gitmesine müsaade edilmiştir.[6]

Bursa’da irşâd faaliyetlerini devam ettiren Açıkbaş Mahmud Efendi 15 Rebîülâhir 1077/14 Ekim 1666 târihinde vefat ederek, Dâye Hâtun Câmii hazîresine defnedilmiştir.[7] Vefatına sevenlerinden biri,

“Gûş edüb naklin dedim târîhini

Rahmân kıla ziyâde ol mu’în” beytini,[8] bir başkası da,

“Denildi Rıhleti vaktinde târîh

Makâmın Cennet-i ‘adn eyleye yâ Rab” beytini[9] târih düşürmüştür.

Açıkbaş Mahmud Efendi, his ve duyuşa dayalı Horasan tasavvuf mektebinin tabii bir neticesi olarak şiir unsurunu da mahâretle kullanmıştır.[10] Genellikle “Resmî” bazan da “Âcizî” mahlasıyla Türkçe, Arapça ve Farsça bir çok şiir yazmıştır. Târih düşürmede mâhir bir zâttır.[11] On iki ilmi câmi bir risâle telif edip Köprülüzâde Ahmed Paşa’ya hediye ederek onun takdir ve hürmetini kazanmıştır. Bursalı Mehmed Tâhir Osmanlı Müellifleri’nde bir Dîvançe’sinin olduğunu kaydetmektedir. Bunların yanında Güzîde[12] isminde Türkçe Tecvîdi, Farsça’dan Türkçe’ye çevirdiği Evrâd-ı Fethiyye Şerhi[13], Nurbahşiyye Tarîkatı silsilesinin evrâd ve silsilesini konu alan Risâle-i Nurbahşiyye[14] isimli eserleri de vardır.[15]

2. Ahî Mahmud Efendi

Açıkbaş Mahmud Efendi vefat ettikten sonra makâmına kardeşi Kâsım’ın oğlu Ahî Mahmud Efendi geçmiştir. Bu zât Van’da doğup şer’î ilimleri tahsil ettikten sonra Bursa’ya gelerek amcası Mahmud Efendi yanında sülûkunu tamamlamıştır. Onun vefatından sonra irşâd hizmetlerini devam ettirmiştir. Bu hizmetini devam ettirmekte iken, 15 Rebîülâhir 1090/26 Mayıs 1679 senesinde vefat ederek Dâye Hâtun Câmii hazîresine defnedilmiştir.[16] Vefatına sevenlerinden birisi,

“Bir eksikli dedi fevtine târîh

Urûc itdi makâm-ı ünse Mahmud” (sene: 1089+1=1090), Tablî ise,

“İşidüp Tablî-i dil-haste fevtin dedi târîhin

Cinânın ola Ahî Mahmuda menzil ü me’vâ” (sene: 1090) târihini düşmüştür.[17]

Ahî Mahmud Efendi’nin vefatından sonra yerine oğlu Mustafa Efendi geçmiştir. Bu zât da Şeyhî’ye göre 1116/1704, Şemsî Efendi’ye göre ise 1110/1698-99 senesinde vefat etmiştir.[18] Kendisinden sonra akrabalarından Abdülkerim Efendi yerine postnişîn olmuştur. Abdülkerim Efendi de Bursa’da doğmuş, Niyâzî Mısrî Efendi’nin halîfelerinden Ayn-ı Ekber Mehmed Efendi ve Hace Abdurrahman Efendi gibi hocalardan ilim tahsîlinde bulunmuştur. Bundan sonra Muhammed Murad Nakşibendî Efendi’den de tekmîl-i tarîkat ile icâzet almıştır. Şeyhliği döneminde Sölözlü Şehid Ali Paşa vasıtasıyla tekkeyi tamir ettirmiştir. 1138/1725-26 senesinde vefat etmiştir.[19]

Urmiye Şeyhi Mahmud Efendi’nin bağlılarından olup Bursa’ya hicret eden bir şahsiyet de İbrahim Efendi’dir. Mücâhid ve riyâzetkâr bir zât olan İbrahim Efendi 1060/1650’de vefat ederek Pınarbaşı Kabristanı’na defnedilmiştir.[20]

3. Diğer Nakşîler

Ali Efendi: Bursalı Mehmed Efendi isminde bir imamın oğludur. İlim tahsîlini tamamlayarak Kapluca Medresesi müderrislerinden Dokuz Mehmed Efendi’ye dânişmend olmuştur. Bilâhare İstanbul’da Emir Ahmed Buhârî Tekkesi şeyhi Şabân Efendi’ye intisâb ederek tekmîl-i tarîkat ettikten sonra Bursa’ya gönderilmiştir. Burada Hisariçi Alâaddin Bey Mahallesi mescid-tekkesinde imamlıkla birlikte irşâd faaliyetlerini yürütmüştür. 1040/1630 senesinde vefât ederek Pınarbaşı Kabristanı’na defnedilmiştir.[21]


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 562; Ali Emîrî Efendi, a.g.e., s. 154; Şemsî, Yâdigâr, s. 561.

[2] Belîğ, Güldeste, s. 154; Şemsî, a.g.e., aynı yer.

[3] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 562; Belîğ, Güldeste, s. 154. Ayrıca bk. Bursalı, Osmanlı Müellifleri, c. I, s. 14.

[4] Belîğ, a.g.e., s.155.

[5] Şeyhî, a.g.e., c. I, aynı yer; Belîğ, a.g.e., aynı yer; Belîğ, a.g.e., aynı yer; Bursalı, a.g.e., c. I, aynı yer; Hasan Kâmil Yılmaz, “Açıkbaş Mahmud Efendi”, DİA, c. I, s. 332.

[6] Belîğ, a.g.e., aynı yer; Şemsî, a.g.e., s. 561.

[7] Şeyhî, a.g.e. c. I, aynı yer; Belîğ, a.g.e., ss. 155-56; Şemsî, a.g.e., s. 562; Bursalı, a.g.e., aynı yer. Ayrıca bk. Beysanoğlu, a.g.e., s. 145.

[8] Şeyhî, a.g.e.., aynı yer; Belîğ, a.g.e., aynı yer.

[9] Şemsî, a.g.e., aynı yer.

[10] Mustafa Kara, “Molla İlâhî’ye Dâir”, OAD, sy.: 7-8 (1988), s. 389.

[11] Gös.yerler.

[12] Sül. Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 1124, 3436; aynı Ktp., H. Hayri-Abdullah Efendi, nr. 146; aynı Ktp., İbrahim Efendi, nr. 35, 37, 423; aynı Ktp., Serez, nr. 74; Beyazıt Devlet Ktp., Beyazıd, nr. 132.

[13] İst. Bel. Ktp., OEY, nr. 669, 1519; Sül. Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 3832; aynı Ktp., H. Hayri-Abdullah Efendi, nr. 146; aynı Ktp., Fatih, nr. 2658, 2659.

[14] Sül. Ktp., H. Hayri-Abdullah Efendi, nr. 146.

[15] Bursalı, a.g.e., aynı yer.

[16] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 573-74; Belîğ, a.g.e., s. 159; Şemsî, a.g.e., ss. 563-64.

[17] Şemsî, a.g.e., s. 564.

[18] Şeyhî, a.g.e., c. II, s. 414; Belîğ, a.g.e., s. 565.

[19] Şemsî, a.g.e., aynı yer.

[20] Süreyya, Sicill-i Osmânî, c. I, s. 104.

[21] Baldırzâde, Ravza-i Evliya, s. 200.
 

XVII. Yüzyılda Ulemâ-Meşâyih Münâsebetleri

Muslihiddin Mustafa Efendi

Hekim Çelebi Tekkesi ve Dervişleri

Hindîler Tekkesi

XVII. YÜZYILDA DİYARBAKIR’DA NAKŞİBENDİYYE

Bursa’da Nakşibendiyye ve Nakşibendiyye Tekkesi

EVVEL BENEM AHIR BENEM

ANADOLU SELÇUKLULARI ZAMANINDA EVHADÎ DERVİŞLER

MEŞÂYİH VE SANAT

OSMANLI’DA İLİM, KÜLTÜR VE SANAT HAYÂTI

Tarikatların İstanbul'da Gündelik Hayatı Şekillendirmesi