|
Necdet Yılmaz
1. Açıkbaş Mahmud Efendi
Açıkbaş Mahmud Efendi, Urmiye Şeyhi Mahmud Efendi’nin kardeşinin
oğludur. Künyesi, Seyyid Mahmud b. Ahî Mahmud b. Muhammed b.
Muhammed’dir.[1] Diyarbakır’da doğmuştur. Bir ara Mardin
Voyvodalığı’nda bulunmuş daha sonra bu resmî görevi bırakarak,[2]
Urmiye Şeyhi Mahmud Efendi’ye intisâb edip mânevî terakkisini
gerçekleştirmiştir.[3] Uzun bir seyahata çıkarak önce Kahire’ye,[4]
sonra Bursa’ya gelip burada yerleşmiştir. Bursa’da Ulu Câmi ile Dâye
Hâtun Câmii’nde vaaz ve irşâd hizmetlerinde bulunmuş, Seyyid Mahmud
Hemedânî’nin Evrâd-ı Fethiyye’sini okumuştur.[5]
Narcıoğlu isminde bir şahısla aralarında geçen bir tartışmadan
dolayı yönetime şikâyet edilmesi üzerine İstanbul’a çağırılmıştır.
Burada da, bir ara Mardin Voyvodası iken Kethüdâsı olan
Bakkalzâde’nin evinde misafir olmuştur. Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa
ve Şeyhulislâm Esîrî Mehmed Efendi huzûrunda kullandığı bâzı
kelimelerden dolayı, habse atılmasını emretmişler ve reîsü’l-etibbâya
zehirlemesi için zehir hazırlatmışlardır. Fakat rivâyete göre bu
zehir kendisine tesir etmemiştir. Bunun üzerine bir takım ikramlarda
bulunularak tekrar Bursa’ya gitmesine müsaade edilmiştir.[6]
Bursa’da irşâd faaliyetlerini devam ettiren Açıkbaş Mahmud Efendi 15
Rebîülâhir 1077/14 Ekim 1666 târihinde vefat ederek, Dâye Hâtun
Câmii hazîresine defnedilmiştir.[7] Vefatına sevenlerinden biri,
“Gûş edüb naklin dedim târîhini
Rahmân kıla ziyâde ol mu’în” beytini,[8] bir başkası da,
“Denildi Rıhleti vaktinde târîh
Makâmın Cennet-i ‘adn eyleye yâ Rab” beytini[9] târih düşürmüştür.
Açıkbaş Mahmud Efendi, his ve duyuşa dayalı Horasan tasavvuf
mektebinin tabii bir neticesi olarak şiir unsurunu da mahâretle
kullanmıştır.[10] Genellikle “Resmî” bazan da “Âcizî” mahlasıyla
Türkçe, Arapça ve Farsça bir çok şiir yazmıştır. Târih düşürmede
mâhir bir zâttır.[11] On iki ilmi câmi bir risâle telif edip
Köprülüzâde Ahmed Paşa’ya hediye ederek onun takdir ve hürmetini
kazanmıştır. Bursalı Mehmed Tâhir Osmanlı Müellifleri’nde bir
Dîvançe’sinin olduğunu kaydetmektedir. Bunların yanında Güzîde[12]
isminde Türkçe Tecvîdi, Farsça’dan Türkçe’ye çevirdiği Evrâd-ı
Fethiyye Şerhi[13], Nurbahşiyye Tarîkatı silsilesinin evrâd ve
silsilesini konu alan Risâle-i Nurbahşiyye[14] isimli eserleri de
vardır.[15]
2. Ahî Mahmud Efendi
Açıkbaş Mahmud Efendi vefat ettikten sonra makâmına kardeşi Kâsım’ın
oğlu Ahî Mahmud Efendi geçmiştir. Bu zât Van’da doğup şer’î ilimleri
tahsil ettikten sonra Bursa’ya gelerek amcası Mahmud Efendi yanında
sülûkunu tamamlamıştır. Onun vefatından sonra irşâd hizmetlerini
devam ettirmiştir. Bu hizmetini devam ettirmekte iken, 15 Rebîülâhir
1090/26 Mayıs 1679 senesinde vefat ederek Dâye Hâtun Câmii
hazîresine defnedilmiştir.[16] Vefatına sevenlerinden birisi,
“Bir eksikli dedi fevtine târîh
Urûc itdi makâm-ı ünse Mahmud” (sene: 1089+1=1090), Tablî ise,
“İşidüp Tablî-i dil-haste fevtin dedi târîhin
Cinânın ola Ahî Mahmuda menzil ü me’vâ” (sene: 1090) târihini
düşmüştür.[17]
Ahî Mahmud Efendi’nin vefatından sonra yerine oğlu Mustafa Efendi
geçmiştir. Bu zât da Şeyhî’ye göre 1116/1704, Şemsî Efendi’ye göre
ise 1110/1698-99 senesinde vefat etmiştir.[18] Kendisinden sonra
akrabalarından Abdülkerim Efendi yerine postnişîn olmuştur.
Abdülkerim Efendi de Bursa’da doğmuş, Niyâzî Mısrî Efendi’nin
halîfelerinden Ayn-ı Ekber Mehmed Efendi ve Hace Abdurrahman Efendi
gibi hocalardan ilim tahsîlinde bulunmuştur. Bundan sonra Muhammed
Murad Nakşibendî Efendi’den de tekmîl-i tarîkat ile icâzet almıştır.
Şeyhliği döneminde Sölözlü Şehid Ali Paşa vasıtasıyla tekkeyi tamir
ettirmiştir. 1138/1725-26 senesinde vefat etmiştir.[19]
Urmiye Şeyhi Mahmud Efendi’nin bağlılarından olup Bursa’ya hicret
eden bir şahsiyet de İbrahim Efendi’dir. Mücâhid ve riyâzetkâr bir
zât olan İbrahim Efendi 1060/1650’de vefat ederek Pınarbaşı
Kabristanı’na defnedilmiştir.[20]
3. Diğer Nakşîler
Ali Efendi: Bursalı Mehmed Efendi isminde bir imamın oğludur. İlim
tahsîlini tamamlayarak Kapluca Medresesi müderrislerinden Dokuz
Mehmed Efendi’ye dânişmend olmuştur. Bilâhare İstanbul’da Emir Ahmed
Buhârî Tekkesi şeyhi Şabân Efendi’ye intisâb ederek tekmîl-i tarîkat
ettikten sonra Bursa’ya gönderilmiştir. Burada Hisariçi Alâaddin Bey
Mahallesi mescid-tekkesinde imamlıkla birlikte irşâd faaliyetlerini
yürütmüştür. 1040/1630 senesinde vefât ederek Pınarbaşı
Kabristanı’na defnedilmiştir.[21]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 562; Ali Emîrî Efendi, a.g.e., s. 154;
Şemsî, Yâdigâr, s. 561.
[2] Belîğ, Güldeste, s. 154; Şemsî, a.g.e., aynı yer.
[3] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 562; Belîğ, Güldeste, s. 154. Ayrıca bk.
Bursalı, Osmanlı Müellifleri, c. I, s. 14.
[4] Belîğ, a.g.e., s.155.
[5] Şeyhî, a.g.e., c. I, aynı yer; Belîğ, a.g.e., aynı yer; Belîğ,
a.g.e., aynı yer; Bursalı, a.g.e., c. I, aynı yer; Hasan Kâmil
Yılmaz, “Açıkbaş Mahmud Efendi”, DİA, c. I, s. 332.
[6] Belîğ, a.g.e., aynı yer; Şemsî, a.g.e., s. 561.
[7] Şeyhî, a.g.e. c. I, aynı yer; Belîğ, a.g.e., ss. 155-56; Şemsî,
a.g.e., s. 562; Bursalı, a.g.e., aynı yer. Ayrıca bk. Beysanoğlu,
a.g.e., s. 145.
[8] Şeyhî, a.g.e.., aynı yer; Belîğ, a.g.e., aynı yer.
[9] Şemsî, a.g.e., aynı yer.
[10] Mustafa Kara, “Molla İlâhî’ye Dâir”, OAD, sy.: 7-8 (1988), s.
389.
[11] Gös.yerler.
[12] Sül. Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 1124, 3436; aynı Ktp., H.
Hayri-Abdullah Efendi, nr. 146; aynı Ktp., İbrahim Efendi, nr. 35,
37, 423; aynı Ktp., Serez, nr. 74; Beyazıt Devlet Ktp., Beyazıd, nr.
132.
[13] İst. Bel. Ktp., OEY, nr. 669, 1519; Sül. Ktp., Yazma Bağışlar,
nr. 3832; aynı Ktp., H. Hayri-Abdullah Efendi, nr. 146; aynı Ktp.,
Fatih, nr. 2658, 2659.
[14] Sül. Ktp., H. Hayri-Abdullah Efendi, nr. 146.
[15] Bursalı, a.g.e., aynı yer.
[16] Şeyhî, a.g.e., c. I, s. 573-74; Belîğ, a.g.e., s. 159; Şemsî,
a.g.e., ss. 563-64.
[17] Şemsî, a.g.e., s. 564.
[18] Şeyhî, a.g.e., c. II, s. 414; Belîğ, a.g.e., s. 565.
[19] Şemsî, a.g.e., aynı yer.
[20] Süreyya, Sicill-i Osmânî, c. I, s. 104.
[21] Baldırzâde, Ravza-i Evliya, s. 200.
|