|
9 Şubat 1853 (29 Rebiu'1 âhir 1269) tarihinde ABD Sefareti'nden Bâb-ı Âli'ye bir
yazı gelir. Bu yazı George Washington'un hâtırasını yaşatmak amacıyle Washington
Şehri'nde yapılmakda olan âbide için bir kitabe talebini ihtiva etmekteydi. Adı
geçen anıt bugün Washigton'un aşağı-yukarı merkezindedir. Mimarı Robert Mills
(1781- 1855). Bulunduğu yer The Mall (gezinti yeri) adıyle bilinir. Ebediyet
ifade eden eski bir Mısır sembolüdür (obelisk). Temeli 1848'de atılmış, araya
giren iç harb vesâir sebeblerle inşaat 1885'de ikmal olunup ancak 1888'de
ziyarete açılabilmiştir.
Temel kısmında eb'adı 16,8x16,8 metredir. İnşaatta 36000 blok mermer ve granit
kullanılmıştır. Bunların toplam ağırlığı 81200 ton olup uzunluğu 169 metre (550
feet)dir. 897 basamak ve 50 katı haiz olan bu âbidede çeşitli ülkelerden, ABD
eyaletleri ve şehirlerinden ve bazı şahıslardan gelen 198 adet plaka ve kitâbe
vardır. Bu plaka ve kitâbelerin konmasına 1850'lerden itibaren başlandı. 1909'da
sayısı 177 olan bu kitâbelerin sonuncusu 1982'de konmuştur. Değeri bir kaç
milyon dolar olarak ifade edilen bu plaka Alaska Eyaleti'ne ait olup tamamı
yeşimden mamuldür[2].
l909'da bu anıtı ziyaret eden Mehmet İhsan Bey "Washington Âbide-i Milliyesi ve
Cennetmekan Abdülmecid Han Merhum'un Bergüzâr-ı Hümâyunları" adlı makalesinden
bazı bilgiler şöyledir: "...Katlara üçer -beşer aded olmak üzere yerleştirilen
bu taşların herbiri nukûş ve mahkûkât-ı nefise ile müzeyyen ve Washington
hakkında gâyet sâde bir takım ibârât-ı ihtirâmiyeyi hâvidir… Dahilden gönderilen
taşların çoğu meşhur muharebe meydanlarından çıkarıldığı gibi haricden ihdâ
olunan taşların ekserisi de ehemmiyet-i mahsûsa-i tarihiyeyi hâiz âsâr-ı
atikadan ihrac ve nakl olunmuştur. . . Meşhur İskenderiye Kütübhanesi,
Napolyon'un Mezarı,İsviçre'de Guilliom Tell Kilisesi, ve Afrika'nın Kartaca
Harâbeleri… Abdülmecid Han'ın ihdâ kerdesi olan ..bergüzâr âbidenin onyedinci
katında mevki-i ihtirâma vaz' olunmuş ve tarafeynine Bremen, Brezilya, Siyam,
İsviçre hükumetlerinden gönderilen taşlar ve zîrine tesâdüf eden mahalle dahi
Yunanistan'ın Partenon Harâbe'sinden getirilen mermer yerleştirilmiştir." [3]
Bu kitâbeyi M.İhsan Bey'den 89 sene sonra görüp inceleyen gazeteci Ayşe G.
Tunceroğlu da eseri kısaca şöyle anlatıyor: "Yerden 58
metre yüksekteyken karşımıza tanıdık bildik bir levha çıkar. Aynı duvarı
paylaşdığı altı kitâbe arasında üstte, ortada ve ötekilerden farklı bir
üslûbda... 198 levha arasında alfabesi, yuvarlak hatların belirlediği üslûbu ile
farklı ve tek. Fakat bir başka husus ile de farklı ve tek. Diğerleri G.
Washigton'u selamlayıp... saygılarını dile getirirken, Sultan Abdülmecid'in
hediyesinin iki satırlık yazısında gururlu ve
hâkim bir eda ile Washington'un değil padişahın medh u senâsı yapılıyor.
Dostluğumuzun devamı için Abdülmecid Han'ın temiz adının Washigton'da bu uzun
taşa yazıldığı dile getiriliyor. Nâzik fakat
mağrur...nicedir kaybettiğimiz bir üslûb. Büyük devlet olmakla alâkalı bir
üslûb. Hiç ummadığım bir yerde.. bulduğum bu üslûbu... dünyada tekrar ne zaman
yakalatacağız acabâ ? "[4]
O Yılların Cemâhir-i Müctemiası:
1853'lerin ABD'si kısaca söyle idi. Amerika, California hariç hepsi doğuda
bulunan 31 eyaletden meydana geliyordu. Yüzölçümü 3 905 480 kilometre kare[5],
nüfusu takriben 26 500 000 idi[6]. ABD o zaman Devlet-i Aliyye'ye nazaran küçük
bir devlet sayılıyor ve Îstanbul'da ancak maslahatgüzar seviyesinde temsil
edilebiliyordu.[7]
Îki meşhur imza:
Bu kitâbe tezyinatı bakımından Osmanlı değil ise de yazısı itibariyle tam bir
Osmanlı eseridir. Hatta bu eserin en şanssız tarafı bu kadar kalabalık bir
tezyinatın içinde boğulmuş olmasıdır. Kitâbenin simetrisi bile bozuk. Hele bu
yazı zarâfeti, sâdeliği ve alabildiğine nârin yapısıyle Nesta'lik ise bu kadar
süs hiç de kabule şâyân değildir. Yazının daha büyük eb'adda yazılması pekâla
mümkün olduğu halde bu ebatta yazılması da ayrıca hayreti mûcibdir. Kitâbede yer
alan Nesta'lik -ki bizde umumiyetle ta'lik diye bilinir- beyti en büyük
hattatlarımızdan Kadıasker Mustafa Îzzet Efendi ( 1801-1876 ) yazmıştır. Tuğra
ise o tarihde merhum olan Haşim Efendi'nin bir kalıbından istifade olunarak hakk
edilmiştir. Bu tuğranın hattatı ile ilgili olarak İbrahim Baybura'nın naklettiği
Ahmet Rakım ismi gerçeği yansıtmamaktadır[8]. Bu eseri yerinde inceleme imkânı
bulan değerli hat tarihçisi Prof. Dr. M. Uğur Derman Bey tuğradaki imzanın Haşim
efendi'ye ait olduğunu söyleyerek hat camiasında tartışılan bu konuya son
noktayı koymuştur. Öyle sanıyorumki bu eser oraya gittiği günden bu yana ilk
def'a Uğur Bey gibi hat diline âşina birisi tarafından ziyaret edildi. Ancak bu
tuğra ile ilgili olarak yine de bir şey söylemek gerekirse o da şudur: Tuğranın
en yukarısında bulunan kısım -ki bunlara tuğ denir- biraz kısa olmuş. Bu da
hazır bir kalıbdan yararlanmak arzusunun tabii bir sonucudur.
Kaynaklara müracaat:
Bu makaleye kaynak ararken 1974-1977 yıllarında tezhib derslerine devam ettiğim
merhum Süheyl Ünver Bey'in bir sohbetinde Amerika seyahatinden söz ettiğini
hatırladım Aradığımı bulacağım ümidi ile Süleymaniye Kütübhanesi'ne gittim.
Amerika seyahatlerini not ettiği sekiz defteri gözden geçirdim ise de bu esere
dâir önceden herhangi bir bilgiye sahip olmadığını gördüm. Hatta anıtın yanına
kadar gittiği halde çıkmamış. Bununla ilgili olarak da 9 Nisan l959' da
defterine şunları yazmış: "O gün Ramazan bayramının birinci günü idi. Bayram
namazı kılmak için önce Washington Câmi-i Şerifi'ne gittik ama namaza
yetişemedik. Şehri gezmeğe başladık… şehirde Kongre binası ve muazzam
kütüphanesinin yanından ve önündeki parkların içinden geçerek doğru Washington
Âbidesi'nin önüne geldik. Herkes bu kuleye çıkmak için sıra bekliyordu. Biz
arabadan inmedik ve üstüne çıkma arzusunu da izhar etmedik. . . " Daha sonra
kendileri Newyork'da iken 15 Haziran l959 tarihli ve Uğur Derman imzalı
İstanbul'dan gelen bir mektubdan bahisle özet olarak şu notu düşmüş:
"İstanbul'da Amerikan Haberler Merkezi'nde 150 yıllık Türk-Amerikan dostluğu
sergisine gittim. Buradaki fotograflardan biri beni alâkadar etti. Mahiyetini
size yazıyorum.Washington'a geçdiğinizde bulurmusunuz bilmem ? Belki de
bulmuşsunuzdur hocam. 1853'de Washigton Âbidesi'ne buradan bir mermer
gönderilmiş. . . Birinci mısraın ikinci kelimesini fotografda pek okuyamadım.
Belki başka bir kelimedir." Doğrusu Washington'da Kadıasker Efendi'nin mermer
üstünde mahkuk ta'lik bir yazısının olacağı hatırıma gelmezdi. Ben bu âbidenin
yanına kadar gittim. Fakat hâtıra kitâbeler yüksekde olduğundan farkedemedim.
Bunu da Türkiye'de Uğur Bey'den öğreniyorum ki buna doğrusu çok sevindim. Ve
onun dikkatine hayran kaldım. Bahtiyar olsun.[9]" Merhum Hoca'nın bu kitâbeyi
görmemesi benim için de ciddi bir kayıp. Şayet görse idi bu makaleyi bulanık
fotograflara bakarak değil de bizzat karşısında oturup yazmış gibi olacaktım.
Birinci sınıf bir eser:
Bu kitâbe ile ilgili olarak şu hususun bilinmesi gerekir. O da, yazısı
itibariyle orada bulunan kitâbelerin en değerlisi olmasıdır. Çünki gerek antik,
gerekse çağdaş yazılardan- bu yazı hariç- hiç birinin sanat değeri yokdur.
Dünyada mevcut yazılar içerisinde tek sanat yazısı budur. Bu yazının dışındaki
yazılara sadece güzel yazı denir. Bu yazıda hiç bir mühendislik aleti
kullanılmaz. Bütün ma'rifet yazanın eli ve gözündedir. Bu iddia birinci derecede
Sülüs, Celi Sülüs, Nesih ile Nesta'lik ve celisi içindir. Diğer tarafdan
harflerin çok çeşitli ve çok şıklı olmaları, sanatkârın hayalgücü ile de imtizac
edince ortaya muazzam bir imkân çıkmakda..." Bu harflerin tabiattaki hiçbir
şeyle benzerliği yokdur. Bundan dolayı sanatkâr bütün dikkatini hür olarak
yazıya yöneltir...Bunun için tekniği, prensipleri, metodları en ince
ayrıntılarına kadar tesbit edilen tek sanat kolu belki de bu yazıdır. Hattat dış
gerçekle ilgilenmez. Sanatın teknik zaruretleri hâriç kendisini hiçbir şeye
bağlı hissetmez. . . dehâsını hür olarak kullanır. Bu yazıda harfler birbirinden
farklı sonsuz sayıda istif ibdâsına izin vermekde, hiç direnmeden ve asli
değerlerinden de birşey kaybetmeksizin nice şekillere girebilmektedir. Her
harfin noktalarla tesbit edilmiş ölçüleri vardır ve güzel olan bir harf mutlaka
bu ölçülere uygundur".[10] Eli sağlam, muhayyilesi de zengin olan bir hattatın
bu harflerle ne muhteşem eserlere imza atabileceğinin en büyük şahidi ise son
beş asırlık hat tarihimizdir. Hele kitâbede yer alan Tuğrâ ise bu iddiayi isbat
için kâfi bir delildir. Tekâmülünü 500 seneye borçlu olan Tuğra bütün grafik ve
stilize kavramlarını alt-üst edecek muhteşem bir sanat olayıdır. Beş asır
boyunca ve milyonlarca adet çekilerek üstad Mustafa Râkım'ın feyizli ellerinde
bugünkü şekline kavuşmuştur. Yalnız burada sözü edilen hususlardan maksat ŞANLI
TARİH duygusunu kamçılamak değil, günümüzde mahiyeti çok az bilinen hat
sanatının gerçekde bu olduğunu ifade ve bir çok gönül erbabının da dikkatlerini
bu sahaya çekebilmekdir. Yoksa Washington anıtında yer aldığı için değil. Orada
yer almasının en güzel tarafi bu iddiayı isbâta yarayacak çok çeşitli
yazırlarla, değişik alfabelerle aynı mekanda bulunmasıdır.
Yazışmalar başlıyor
Şimdi bu mes'eleyi aydınlatacak belgeleri gözden geçirecek olursak bu konuyu
dile getiren ABD Sefâreti'ne âit ilk belge şöyledir:
" Memalik-i Müctemia-i Amerika-yı Şimali Devleti'nin kürsi-i hükümeti olan
Washıngton nam şehirde memalik-i mezkurenin müessis-i istiklaliyeti ve
prezidanse-i evveli olan meşhur Washıngton'un ibka-yı namı içün çend seneden
beru beş altı yüz kadem yükseklikte olmak üzere bir direğin vaz' ve inşasına
mübaderet olunmağla ve direk-i mezkur da vaz' olunmak üzere düvel ve memalik-i
saire taraflarından birer taş yahut mermer parçası irsal olunmuş olduğundan
memalik-i mezkure devlet ve ahalisine ikramen ve bir eser-i dosti-i hazret-i
şehriyarileri olmak için tulen iki endaze ve arzen bir endaze olarak bir mermer
parçası üzere tuğra-yı garra-yı şahaneleri ile bir münasib sene tarihi mahkuk
bir kıta mermer taşının biz huluskarına ihsan buyurulmasına himmet-i devletleri
inayet buyurmaları taraf-ı Senâveriden hasseten rica ve niyaz olunur.[11]
29 R. 1269
J. P. Brown
28 Şubat 1853 tarihinde sadr-ı a'zam damat Mehmet Ali Paşa [12] mâbeyne yazdığı
arz tezkiresinde sefaretin talebini dile getirerek işbu direk için belirtilen
ölçüde bir mermer kitâbenin yapılarak " bir dostluk eseri olmak üzere "
verilmesi hakkında ABD Sefareti'nden gelen takriri mabeyne takdimle padişah
nasıl ferman buyurursa ona göre hareket olunacağını beyan etmiştir.
2 Mart 1853'de mabeynden sadarete cevapda ise; "sadaret tezkiresinin Abdülmecid
Han tarafından görüldüğü istenen ölçüde bir kitâbenin verilmesini irâde
buyurduğu "ancak mezkur kitâbenin bir adet resminin hazırlattırılarak saraya
gönderilmesini istemiştir.[13]
13 Mart günü Bâb-i Âli bu iradeyi, icabını yapmak üzere ticâret nâzırı damat
Ahmed Fethi Paşa'ya havale ve "Abdülmecid Hân'dan bu hususta irâde çıkdığını,
bahsedilen şekilde bir mermer kitâbenin verilebilmesi için de öncelikle
Abdülmecid Hân tarafindan bir resminin istendiğini beyânla tanzim olunacak
resmin Bâb-ı Âli'ye gönderilmesini..." istemiştir.
18 Nisan tarihli cevabında Fethi Paşa : "Tanzim ettirilen resimle, sadârete
sunulmuş bulunmaktadır. Fakat bu taşın konulacağı yerin yüksekliği ve hak
olunacak tarihin mısra adedi belli olduktan sonra hazırlanacak taşın cesâmet ve
yakışığına göre tarih mahalli ayrılıp tanzimden sonra mı oraya tatbik
olunacaktır ? Bunun da önceden bilinmesi lâzım geleceği, erbabı tarafindan haber
verilmesiyle izahat istemek mecburiyeti doğmuş olup ancak bunların tesbiti
yapıldıktan sonra gerekenin yapılacağını " bildirmiştir.[14]
Buradan A. B. D. Büyükelçiliği'nin ilk yazısında bahsettiği 2 x 1 endâzeden
(65x130 ) Fethi Paşanın haberdâr olmadığı anlaşılıyor. Bu sebeble olacak ki 4
Mayıs tarihli yeni bir yazı ile büyükelçilik istenen eb'adın "bir buçuk arşın
murabba' yükseklikde, üzeri tuğra-yı şâhâne ve münasip bir tarih beyti ile süslü
bu büyüklükte bir
taşın yeteceği, sözü edilen dairenin yüksekliğinin ise tahminen yimi arşın
olduğu cihetle
de bu cesâmette bir kitâbenin kifayet edeceğini " bildirmiştir.[15]
Tarih beyti hazır
Bunun üzerine 25 Mayıs'da henüz on günlük Sadrıa'zam olan Mustafa Nâilî Paşa
Îkinci Mahmud ve Abdülmecid devrinde tarih düşürmesi ile meşhur ve Şeyh Gâlib'in
de süt çocuğu olan evkâf nâzırı Ahmet Sadık Ziver Paşa'ya (1793-1861) müracaatla
"münasib bir beytin tanzim ve tertibiyle cânib-i Bâb-ı Âli'ye irsalini " taleb
etmiş, bu talebe Ziver Paşa 30 Mayıs'da; "başım üstünde müstesna bir yere sahip
olan yüce Sadâret'in emrini almış bulunmaktayım. Yazdığım beytlerden hangisi
seçilirse onun kazınması için gereğinin yapılmasına müsaade buyurulması
niyazıyla acizane üç beyt yazıp takdim ediyorum. Emir ve ferman yüce
Sadâret'indir"[16] cevabıyle Ziver Paşa yazdığı beytleri takdim etmişdir.
Devâm-ı hulleti te'yid içün Abdülmecid Hân'ın
Yazıldı nâm-ı pâki seng-i bâlâya Vaşinton'da
Amerika devletiyle olalı hullet bedid
Bak Vaşinton'da yazıldı nâm-ı Hân Abdülmecid
Şahinşeh-i Rûm u Arab şâh-ı zaman Abdülmecid
Bu senge nâmın yazdırub kıldı musâfâtı bedid [17]
Yukarıdaki yazışmalarda tarih beytinden söz edilmekte ise de kitabede yazılı
olan 1269 veya ona yakın bir tarih çıkmamaktadır. Birinci beytin ilk mısraının
ebced olarak karşılığı (2186), normal şartlarda tarihe esas alınan ikinci
mısraın mukabili ise (906) dir. Yine aynı mısraın mücevher (cevher, menkut)
tarihi (661), mühmel tarihi de (245) olduğuna göre bu, ya tarih beyti değil veya
muammâdır. Ayrıca Zîver Paşa özellikle mücevher tarih düşürmesiyle meşhurdur ve
bu konuda zamanında ciddi tenkitlere de uğramış, hatta Bayburtlu Zihni sırf bu
sebeple onu hicvetmiştir.[18]
Bir de şu var: Zîver Paşa'nın yazdığı bütün şiirler ve düşürdüğü tarihler
sonradan yayınlanmıştır. Âsâr-ı Zîver Paşa ve Zeyl-i Âsâr-ı Zîver Paşa adlı bu
eserlerde düşürdüğü tarihler, şiirlerin sonunda râkamla da gösterildiği halde bu
üç beytle beraber iki sahife kadar tutan başka bir takım beytlerden sonra
herhangi bir rakam konmamıştır.[19]
30 Mayıs tarihiyle Bab-ı Ali'ye takdim edilen bu beytlerden birincisi mermere
kazınmıştır.
Bâb-ı Âli bu beytleri 16 Haziran'da saraya sunarak: "Amerika devletinin başşehri
Washington'da yapılmakta olan direğe konmak üzere ABD Sefâreti tarafından
istenen taşın resmi ve yazılacak tarih beytleri tanzim ve inşâd olunarak bir kaç
çeşit resimle birlikte padişahın tercih ve takdirine sunulmuş bulunmaktadır. Bu
hususda çıkacak irâdeye göre icâbının yapılacağı beyaniyle işbu Sadâret
tezkiresi kaleme alındı."
Bu tezkireye saraydan 17 Haziran günü; "Göndermiş olduğunuz resimler ve beytler
Abdülmecid Hân tarafindan görülmüştür. Tercih edilen resme kırmızı mürekkeple
"mim" işareti koymuş olup onun yapılması için padişah ayrıca emir de vermiştir.
Buna göre gereğinin yapılması. Adı geçen resim ve beytler de Bâb-ı Âli'ye iâde
olunmakla icâbına bakılması hususunda emir ve irâde yüce makamınızındır."
meâlinde bir cevap gelmiştir.[20]
Burada adı geçen resimlere arşiv vesikalarında rastlanmadı, fakat mevcut şekil
olduğu da şüphesizdir. 13 Temmuz 1853'de Sadâret, Ticaret Nezâret'ine şu
talimatı verdi: "ABD'de yapılan direğe konacak kitâbe ile alâkalı olarak
yaptırılan resimler gönderilmiştir. Bunlardan üzerine kırmızı mürekkeple "mim"
işareti konan resim ve tarih ekde sunulmuş olup adı geçen taşın bu resme uygun
olarak ve çabucak tanzimi ve tarihin de aynı şekilde yerine kazdırılarak
sefarete verilmek üzere Bâb-ı Âli'ye gönderilmesi bâbında işbu Sadâret tezkiresi
yazıldı. "
Kitabe Hazırlanıyor
Bu kitabenin mermere işlenmesi işinin iki aydan fazla bir zaman aldığı
anlaşılıyor. A. Fethi Paşa ile becâyiş yoluyla Tophane Müşirliğin'den Ticaret
Nezareti'ne
gelmiş olan Namık Paşa 'nın[21] 20 Eylül tarihli cevabı şöyle idi... " mim "le
işaretli resme tatbikan bir adet taş imal ettirilmiş ve ekde gönderilen tarih de
yerine yazdırılarak Dâru'1-Fünun'da hazır ve müheyya beklemektedir. Masrafları
3750 Kuruş olan bu eserin
yerine verilmek üzere işbu paranın mâliyeden ödenmesi için durumun Maliye
Nezareti'ne havalesi ve mezkur kitâbenin de görülmek üzere Bâb-ı Âli'ye
gönderilmekde
olduğu derin bilgilerinize arz olunur.[22] "
Bu vesikada adı geçen Dâru'1-Fünun binası Âyasofya Câmi-i Şerifi'nin deniz
tarafinda idi. 1848 -1863 yılları arasında Dâru'1-Fünun olmak üzere yaptırılmış
ise de bu maksada hizmet nasib olmadı. Önce Mâliye ve Adliye Nezaretleriyle daha
sonra Birinci ve Îkinci Meşrûtiyet'de Meclis-i Meb'usân olup, Aralık 1933'de ise
İstanbul Adliye'si iken içindeki çok değerli eşya ve arşiviyle beraber
yanmıştır[23]. Bugün arsası boştur.
Sadâret bu sefer de bu masrafla ilgili olarak Sultan Abdülmecid'in onayını almak
üzere mabeyne şu tezkireyi gönderdi.
" Ticaret nazırı ile muhâbereyi şâmil olup padişahın görüşüne sunulan
tezkiredeki cevaba göre Washington'a gönderilmek üzere hazırlanmış, tugra ile
süslü ve tarih beyti de kazılmış olan taş hazırdır. Zât-ı Şâhâne uygun bulursa
bunun masrafı olan 3750 kuruşun mâliyeden ödenmesi ve mezkur taşın da sefârete
teslim olunacağı beyanıyle işbu Sadâret tezkiresi yazıldı. 23 Eylül 1853. Bu
tezkireye saraydan gelen cevapda :
"Sadâret tezkiresi ile Ticaret Nezareti'nin ekli tezkiresi Abdülmecid Han
tarafindan görülüp incelenmiş ve bahsedilen meblağın da mâliyeden ödenerek
kitâbenin sefârete teslimini irâde etmiştir. Adı geçen tezkireniz de iâde
olunmakla bu hususda emir ve irâde yüce Sadâret'indir.[24]" 25 Eylül 1853.
"4 Ocak 1854 günü ABD Sefâreti'nden gelen yeni bir yazıda : "Abdülmecid Hân
tarafindan . . . Washigton Moment'ine konulmak üzere gönderilen mermer kitâbenin
Dersaâdet'den Amerika'ya navul vesâir cüz'i masrafları karşılığı olan 390
kuruşun Bâb-ı Âli'ce ödenmesinden duyulan memnuniyete -mukabil teşekkür- bâbında
nâçizâne bu tezkire yazılıp takdim olundu.[25]"
Yalnız bu belgede bahsedilen 390 kuruş nakliye ücretinin o tarihde ödendiği
değil de beher halde ödeneceğinin va'dedildiğini anlamak daha doğru olur. Çünkü
arkadan gelen belgelerden bu netice çıkıyor. Nitekim Bâb-ı Âli'nin 13 Ocak 1854
tarihli yazısında" Amerika'nın Washington şehrinde yapılmakda olan direğe
konulmak üzere Devlet-ı Aliyye tarafindan yapdırılıp gönderilen taşın taşıma
ücreti olan 390 kuruşa dair Amerika Sefâreti tarafından gönderilen varaka çok
değerli görüşünüz alınmak için ekde sunulmuş olup söz konusu paranın ödenmesi
ile ilgili düşüncenizin yazıyla bildirilmesi ". Bâb-ı Âli'nin bu tezkiresine
gelen cevap:
"Almakla büyük şeref duyduğum bu Sadâret emri ile ekli vesikadaki hususlar
malumum olmuştur. Sözü edilen 390 kuruşun Mâliye Hazinesi'nden te'diyesi
isabetli olup işbu paranın verilmesi için maliye nazırına bir Sadâret buyruldusu
ile havalesi gerekeceği yüce makâmınızca bilinen hususlardan olup emir ve ferman
da yine zât-ı devletlerinindir. [26]" 17 Ocak 1853.
Bu sefer Bâb-ı Âli, 25 Ocak günü Maliye Nezareti'ne havale etmeden önce durumu
saraya arzetmiştir." . . . Devlet-i Aliyye tarafindan . . . gönderilen kitâbenin
nakliye masrafı olan 390 kuruşa dair Ticaret Nezareti vekaletiyle yapılan
yazışmaya müteallık tezkire Sultan Abdülmecid'in iradesini almak üzere sunulmuş
bulunmaktadır. Tezkire hamişinde de gösterildiği üzere bu paranın verilmesi için
durumun Maliye Nezâreti'ne havalesi hakkında nasıl bir irâde sâdır olursa ona
göre hareket olunacağı beyâniyle bu Sadâret tezkiresi kaleme alındı. "
Mâbeyn başkâtibi bir gün sonra verdiği cevapda " Saygıyla elimize geçen bu
tezkire-i sâmiye ile zikrolunan tezkire ve varaka padişah tarafindan
görülmüştür. Talebiniz üzere adı geçen meblağın mâliye tarafindan ödenmesi için
irade de çıkmıştır. Bahsi geçen tezkire ile varaka irâde olunmakla durum
Sadâret'in tensibine bırakılmış olup icâbını yapmanız için emir ve ferman da
zât-i âsâfânelerinindir.[27]" 26 Ocak 1854 .
İşbu belge 29 Ocak 1854( selh R 70) tarihiyle Hariciye'ye gönderilerek bu husus
böylece noktalanmıştır. Bu meseleye dâir ileride belki daha başka belgeler de
çıkabilir. Bu kitâbe o günden bugüne Devlet-i Aliyye'nin güzide bir hâtırası
olarak Washington Âbidesi'ni süslemektedir. Her gün ortalama 3000 kişinin
ziyaret ettiği bu eser aynı zamanda milletimizin yâd-ı cemiline de vesile
olmaktadır. Ziyaretçilerinin pek çoğu bugün Türkiye diye bir devletten habersiz
olmakla beraber Osmanlı Devletini tanımak fırsatını buluyorlar. Bu da bir
bahtiyarlık. Onun emsallerinden binlercesi ve daha da değerlileri bugün
"özyurdunda garip, özvatanında parya" iken o ABD'de hür ve saygıdeğer bir
mevkidedir. Hem ABD'de 1057 sayılı, "...Resmi ve mülki daireler üzerindeki Tuğra
ve padişah medhiyelerinin kaldırılmasına dair kanun" da yoktur.
İbrahim Baybura'nın " Amerika Tarihçesi.. "nde yer alan fotografta görülen iki
kırık parçanın Zaman Gazetesi'nin 14 Şubat 1998 tarihli nüshasında sağlam
görülmesi, bu eserin iyi korunduğunu göstermektedir. Bu hassasiyet de cidden
takdire şâyândır.
Bu kitâbeye ait nesta'lik beyti yeni başdan kopya eden hattat Ali Toy ile
Înternet'den bu âbide ile ilgili bilgileri bulup tercüme eden Dr. Oğuz Îcimsoy'a
burada teşekkürü borç bilirim.
[1] M. Ünv. FEF . Arşivcilik Bölümü Öğr. Gör.
[2] Internet bilgileri.
[3] Mehmet İhsan: Şehbal 9/171 1 Ağustos 1325.
[4] Ayşe Göktürk Tunceroğlu: Zaman 14 Şubat 1998.
[5] Dünya Devletleri Ans. Y.Y , Y.T yok s:100.
[6] Ceride-i Havadis 628 . 28 Ş. 1269.
[7] BOA, İ Hr :4525,4731,5130.
[8] Baybura, EM. Kur. Alb.İbrahim: Amerika Tarihçesi…Yer ve TY. S 152.
[9] Ünver, Ord. Prof. Dr. Süheyl:Amerika Notları , Süleymaniye Ktb. 756.
[10] Ayvazoğlu ,Beşir: Aşk Estetiği 127-128.
Yazır, Mahmut Bedrettin: Kalem Güzeli C.1 , Ankara 1972.
[11] İ. Hr: 4660/1
[12] İ. Dh :17053.
[13] İ.Hr: 4660/2
[14] İ.Hr: 4833/1
[15] İ. Hr:4833/2.
[16] İ.Hr: 4833/3.
[17] İ.Hr:4833/4.
[18] İnal, Mahmut Kemal: Son Asır Türk Şairleri, İst. 1930, Orhaniye Matb. s:
2093.
[19] Ziver Paşa: Zeyl-I Asar-ı Ziver Paşa, Dersaadet 1315, Orhaniye Matb. s:
129.
[20] İ.Hr: 4833/5
[21] A Dvn: 88/ 99, Takvim-i Vekayi' 487.
[22] İ.Hr: 4981/1.
[23] İstanbul Kültür vee Sanat Ansiklopedisi, Tercüman Tesisleri, 1982. C. 1.
/282-283.
[24] İ.Hr: 4981/2
[25] İ. Hr: 5176/1
[26] İ. Hr: 5176/2
[27] İ. Hr: 5176/3
|